“Oldboy” gelmiş geçmiş en iyi intikam filmi..

akşam akşam bu yazıyı yazmak geldi içimden. Oldboy’u -namı diğer ihtiyar delikanlı- özledim sanırım, her ne kadar şimdiye dek 6 kez izlemiş olsam da.. bugüne kadar bir film kurdu olarak sayısız film izlemiş olsam da bu kadar iyi bir intikam filmi izleme şansım olmamıştı. Oldboy uzun süre önce Türkiye’de de gösterime girmiş, o dönemlerde Güney Kore sinemasıyla uzaktan yakından bir ilgim olmadığı için bilmiyordum bile böyle bir film olduğunu. şimdi olsa hiç kaçırmazdım:)

öncelikle filmi hala izlememiş olanlar için kısaca bahsedeyim. evli ve bir çocuk babası olan Oh Dae Su -Choi Min Sik- bir gün kaçırılır ve 15 yıl boyunca bir otel odasına hapsedilir. televizyonu olan, büyük, standart bir otel odasıdır bahsettiğimiz mekan. hergün yüzünü görmediği kimseler tarafından yemeği de getirilir. belirli aralıklarla odaya bir çeşit gaz verilmesiyle uyutularak saçları vs. kesilir. bir gün televizyonda karısının öldürüldüğü haberini alır. çıldıracak gibi olsa da yemeğine konan şizofreni ilaçları sayesinde akıl sağlığını da kaybedemez.. ve 15 yıl sonra bir gün kendisini bir bavul içerisinde bir binanın çatısında bulur. şimdi tek amacı onu kaçıran kimseyi bulmaktır..

bu anlattıklarımdan filmin Dae Su’nun intikamı falan olduğunu düşünmeyin sakın.. acaip şeyler dönüyor filmin kalanında. akla hayale sığmaz şeyler.. hele ki aşağıdaki resimde ortada bulunan şahsın -Dae Su’yu kaçıran adam kendisi- filme dahil olmasıyla birlikte asıl konu başlamış oluyor zaten. Dae Su kendisinin kaçıran adamı bulduktan sonra da 5 gün içerisinde neden kaçırıldığını da bulmak zorunda kalıyor..

her neyse böyle giderse filmin kalanını da anlatacağım bu gazla:) bu filmi ilk izlediğimde beni acaip etkilemişti. birkaç gün üstüste  filmle ilgili rüyalar görmüştüm hatta.. şimdiii, filmin güzel yanlarını sayarsak; öncelikle kurgusu derim. olaylar birbirine öyle bir bağlanıyor ki insan hiç ummadığı şeylerle karşılaşıyor ve bir noktada ağzı açık kalıyor, şaşkınlıktan çığlık atabiliyor gecenin bir yarısında:) sonraa, müzikleri bir harika. her sahnesinde ayrıbir vurucu müzik çalıyor ve insanın aklına çakılıp kalıyor o sahneler daha sonra. keman, piyano vb. birçok etkileyici enstrümanın dahil olduğu klasik müzik parçaları filme harika bir tat katmış, insan bu filmi başından sonuna sırf müzikleri için defalarca izleyebilir kısacası.. son olarak filmin replikleri de akıllardan silinmeyecek cinsten.. bunlar sadece bazıları:

-Gülersen tüm dünya seninle güler, ağlarsan yalnız ağlarsın.

-İster kum tanesi olsun, ister kaya. İkisi de aynı şekilde batar suya.

-15 yıl süreceğini söyleselerdi, dayanmak daha kolay olabilir miydi?

filmin en sevdiğim karakterine gelirsek kesinlikle Woo Jin -Yu Ji Tae- derim, yani Dae Su’yu kaçıran psikopat.. bu insan nasıl kadar mı soğukkanlı, cool bir karaktere bürünebilir insan hayrete düşüyor. sanki bu hayata intikam almak için gelmiş. öylesine soğukkanlı, öylesine rahat ve plancı.. adamın her bir cümlesinden öz güven akıyor. özellikle Dae Su ile ikisinin repliklerinin tümü tek tek not edilecek cinsten..

kısaca dizilerde misa için yapmış olduğum yorumu filmlerde de oldboy için yapıyorum, her canlı ölmeden önce bir kez izlemeli, izlememişse çok şey kaçırmış demektir. şayet izlemiş olanların da izlememiş olanlara izletmesi bir insanlık borcudur:) tekerleme gibi oldu bu cümle de:) yalnızz.. kesinlikle 18 yaşından küçük kimselerle, hele çocuklarla birlikte falan izlemeyin derim, çoğu insanın kaldıramayacağı bazı sahneler içermekte film çünkü.. ama her sahnenin filmin kurgusu adına bir anlamı var. kesinlikle yarım bırakılmamalı yani..

oyunculardan epey bir bahsetmişken filmin yönetmeni Park Chan Wook’u da anmadan geçemeyeceğim. adam harika bir iş çıkarmış. filmin aldığı ödüllerden belli bu da zaten. fakay Oldboy’u izledikten sonra sırf Park Chan Wook yönettiği için birçok film izledim ve izlediklerimin hiçbirini beğenmedim diyebilirim.

bu da bence filmin en güzel müziği.. müzik öyle dokunaklı bir tona sahip ki, insanın dinlerken bile gözleri doluyor zaman zaman.. hatta ben de bu gece dinleyip depresyona girebilirim, tam sırası bence:)

Nisan 2, 2011 tarihinde film içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

  1. geçenlerde bu filmin yönetmeninden bahsettim blogta aslında bahsetmek hiç aklımda yoktuda bugün gazetesi sagolsun kültür sanat bölümünde sineyorum yazarı rasih yılmaz bu filmi ve yönetmeni yazısına kocaman başlık atarak duyurdu türkiyeye yanlız kocaman başlık attı atmasınada yazıda bu filmin yönetmeninden çok kim ki duktan bahsetmiş o ayrı mesele😀 güzel bir filme benziyoo en yakın zamanda izlicem konusu hakkında bilgi verdigin için tşşkürler😀

    • kesinlikle izlemelisin.. izlediğim en manyak en değişik filmlerden biridir oldboy. bugün gazetesindeki yazıhangi güne ait bu arada bugünün yazısı mı? öyleyse gidip alayım bu filmin eleştirisi de okunur şimdi^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: