Hana Yori Dango vs. Kkotboda Namja

Tüm dünyada “Boys Over Flowers” olarak bilinen “Hana Yori Dango” serisi gerçekten üzerinde uzun uzun konuşulmayı hakeden bir seri. dizinin bir çok versiyonu var ama ben sadece Kore ve Japon versiyonlarını izledim. Tayvan versiyonuna göz gezdirdim ama Çinceye fazla tahammülüm olmadığı için Çin versiyonuna bakmadım bile..

ilk olarak dizinin Kore versiyonu “Kkotboda Namja”yı izledim ve herkes gibi bayıldım, bittim yani🙂 senaryo güzel, oyuncular güzel, mekanlar güzel.. güzel de güzel..  adamlar nasıl dizi yapmış dedim bravo gerçekten.. eleştirilecek noktaları olsa da dizinin güzelliğinden ötürü es geçtim ben onları kısacası. daha sonra da orijinali nasıl acaba diye merak edip Hana Yori Dango’yu izledim. ilk Kore versiyonunu izleyenler pek sevmemişler onu ama ben çok sevdim.. hikayenin gidişatı, kurgusu bakımından belki de Kore versiyonundan bile iyi dedim hatta.. neyse, iki versiyonla ilgili de fikirlerimi şöyle bir listeleyeyim bakalım:

– öncelikle Kkotboda Namja’nın f4ünü tek geçiyorum. böyle tatlı, böyle yakışıklı çocukları nasıl bir araya toplamışlar, daha sonra izlediğim dizilerin castını beğenmez oldum onlar yüzünden🙂 hele bir Yi Joong var  ki dizide, bildiğiniz doğal afet.. Yoon Ji Hoo desen bambaşka.. Gu Jun Pyo’yu saymıyorum bile, onun şekerliği sempatisi yeter zaten..

– Kore versiyonuna adamlar acayip para yatırmış, o okul, Jun Pyo’nun evi, Yeni Kaledonya adasında çekilen bölümler falan.. her yerden lüks ve gösteriş akıyordu adeta. insan masal gibi izliyor diziyi. ama Japon versiyonu daha gerçekçi. mekanlar falan bu kadar abartılmamış. bazıları buna “ucuz yapım” dese de bence bu sade hava da fena gitmemiş diziye. mesela Hana Yori Dango’daki Etoku Lisesi benim okuduğum liseden farksızdı.. ama Shinhwa uff neydi öyle ya🙂 Tsukasa Makino’yu sahip olduğu adalara falan da götürmedi.. daha içimizden bir aşk olmuş onlarınki aslında.. bir diğer örnek de, iki dizide de parti var, birinde Makino üçlü kötü kız grubu yüzünden kot tişörtle gidiyor partiye  ve utanıyor.. diğerinde ise Jan di aynı şekilde kandırılarak “Wonder Girl” kostümüyle gidiyor partiye ve büyük rezillik oluyor.. böyle bir masal havası hakimdi işte diziye..

– iki diziyi de iki sezon olarak ele alırsak ben Kkotboda Namja’nın ilk sezonunu Hana Yori Dango’nun ise ikinci sezonunu tek geçiyorum. Kore versiyonunda ikinci sezon aşırı yavaştı, yan karakterlerin hayatları diziyi işgal etti resmen. ana karakterler birbirinin yüzüne bakmadı. Jun Pyo’nun yüzü hiç gülmedi, o şapşal gülüşünü özlemiştim resmen. ama Japon versiyonunda ikinci sezon daha ılımlı, daha romantik geçti. Jun Pyo yumuşayamadı bir türlü ama Tsukasa çok romantik çocuktu, Makino’nun evinden çıkmadı her şeye rağmen yavrum🙂


– Japon versiyonunun bazı kısımları daha mantıklı geldi bana. mesela Hana Yori Dango’nun ikinci sezonunda Tsukasa’nın Makino’yu unutmasının mantıklı bir sebebinin olduğu görülüyor. intihar eden o adam çocuğu derinden etkilemiş artı uzun bir zaman geçmiş ve çocuk doğal olarak kızdan soğumuş.. Kore versiyonunda o intihar eden adam yok, Jun Pyo annesinin tehdidiyle “sen silmek istediğim bir lekesin” diyor kıza. Türk filmi mod 10🙂

– Kore versiyonunun ilk sezonu çok samimi ve sıcak geldi bana. Jun Pyo’nun Jan di’nin evine gelip ailesiyle tanışması, kendi evinin banyosu kadar olan o evde kalması.. Jan Di ile mahsur kaldıkları o yerde daha ilk günden “birlikte ilk gecemiz” yazarak kendi kendine gelin güvey olması, f4ün ikiliyi hastanede barıştırdıkları sahne falan.. çok şirindi.

– Kore versiyonunda Yoon Ji Hoo karakteri özellikle ikinci sezonda ana karakteri geçti resmen. her bölüm her bölüm onu görür oldum. o balıksı bakışlarıyla bir türlü gözden kaybolamadı.. kız temizliğe gidiyor karşısında, muayenehaneye gidiyor karşısında.. bi git be çocuk.. ama Rui’cim öyle miydi.. ilk sezon biraz ön planda olsa da ikinci sezon görmedim bile ben çocuğu.. çok cooldu gerçekten. Ji Hoo o cool tavırlara sahip olamadı. Jan Di için ağladı falan.. cık cık.. ben Rui’nin karakterini daha çok sevdim kısacası..


-her iki versiyonda da yarışma var. birinde Makino yarışıyor diğerinde herkesler birden. ben ikisini de sevdim. iki yarışma da birbirinden tamamen farklı olsa da senaryoya güzel gitmiş bence. Kore versiyonunda yine Jan Di- Ji Hoo yakınlığı vurgulanmış, tek fark buydu..

– sanki f4 yetmezmiş gibi bir de Kore versiyonuna Haje  çıtırı geliverdi sonradan. ama ne tatlı çocuktu ya.. o da ayrı bir afetti resmen.. ben zaten onun olduğu bölümleri falan çok seviyorum.. Kore versiyonunda iyi ayarlanmış o kısımlar. gerçi yine Haje’nin popüleritesi bayağı abartılmıştı, Junpei o kadar popüler değildi Japon versiyonunda. yine de çok hoştu o bölümler. ayrıca Hana Yori Dango’da Junpei’nin varlığından Tsukasa’nın haberi bile olmadı.. tatsız geçti o kısımlar.. bir de neydi o Junpei öyle.. çocukta bildiğiniz laz burnu vardı, hiç beğenmemiştim kendisini, Haje’nin yanından geçemedi malesef..

daha sonra Junpei’nin Hana Kimi’deki tatlı Nakatsu olduğunu öğrendim, şoka girdim.. hala inanamıyorum.. nasıl da değişmiş çocuk pess🙂

yukarıda görülmekte olan şahıs Junpei..


ve bu da aynı şahsın farklı hali olan tatlı Nakatsu.. iki resim arasındaki 7 farkı bulunuz bakalım🙂

– ve elbette Jan Di vakası.. Kore versiyonunu yazan senaristler o tatlı Makino yerine neden böyle gudubet bir karakter yazmışlar bilemedim. Makino tatlıydı, duygusaldı, romantikti, aşkı için neler yaptı. İkinci sezonda bile Tsukasa’yı arayıp “seni seviyorum” diye ağladı hatta.. ama Jan Di, ruhsuz duygusuz kızın teki çıktı. çocuğun yaptığı hiç bir şeyi takdir etmedi, seni seviyorum bile demedi.. son bölümlerde bi kaçtığı için söylemişti onu saymıyorum bile.. Jun Pyo’nun değerini hiç bilmedi kısacası. en sevmediğim kadın karakterlerden olmayı başardı.. Makino ise her zaman favorim🙂


– ayrıca Makino o okula burslu olarak bileğinin hakkıyla girmişken Jan Di şans eseri giriyor.. ikisindeki zeka farkı buradan kendini belli ediyor zaten. bir de o salaklıkla doktor oluyor daha sonra.. gerçekten masal oldu dizi işte o anda🙂

– Hana Yori Dango’nun özellikle ilk sezonunda Tsukasa çok sert geldi bana. tepkileri falan bayağı korkutucuydu. sırf sarıldıkları için Makino ve Rui’yi rezil etmişti okulda.. Jun Pyo’cum ne yapsın? kızı tatile götürdü kız gitti çocuğun kankasıyla öpüştü.. sonra, ilk bölümlerde bir partiye gidiyorlardı, sanırım Rui Makino’ya “çok güzelsin” demişti ve o da onca insanın önünde Rui’ye tokat atmıştı.. Jun Pyo gerçekten yumuşak çocukmuş demiştim kendi kendime.. ama iki karakter de iyi olmuştu bence, bu kısımda bir sorun yok🙂

– Kkkotboda Namja’nın ilksezonu gerçekten çok güzeldi, çok değişik, romantik sahneler eklenmiş dizinin orijinaline.. mesela Jan Di ailesiyle yol kenarında seyyar satıcılık yaparken Jun Pyo’nun annesinin kızı rezil etmesi, Jun Pyo’nun ise buna rağmen arabadan çıkıp inadına Jan Di’yi öpmesi çok hoş bir sahneydi.. yine Japon versiyonunda eksik olanlardandı..


-Tsukasa’nın New York’a gittiği bölümde Makino’nun onu gitmeden yakalayıp “seni seviyorum” demesi çok güzeldi. Kore versiyonunda o da yok. insan böyle romantik bir sahneyi neden diziden çıkarır anlamadım.. Jan Di ancak uçağa bakabildi uzaktan. o da yine kahramanımız Ji Hoo sayesinde.. olmasa olmazdı zaten🙂 gerçi Jan Di uçağı yakalasaydı da en fazla “hoşçakal” derdi çocuğa ruhsuz şey..


– Kore versiyonunda Woo Bin karakteri çok arka planda kalmış. çocuk hayalet gibi kaldı dizide, sesi çıkmadı neredeyse. ama Hana Yori Dango’da Akira’nın hayatı daha ön plandaydı, hatta Sojiro’dan bile daha çok yerde gördüm kendisini dizide. Makino’nun patronuyla yaşadıkları da çok sevimliydi.. ama zavallı Woo Bin’i Ji Hoo’nun 10’da biri kadar bile göremedik dizide..


– bir çok kişi bayılıyor Ga Eul- Yi Joong aşkına yani Ga Eul’un tek taraflı aşkına.. bense çok sıkıldım o ikilinin olduğu kısımlarda. ortaya gereksiz yere gereksiz bir aşk koymuşlar . çocuk kızı sevmiyor işte uzatmaya ne gerek var .. zaten yapışık ağlak kızlardan bıkmışım ben🙂 son bölümde de yalandan buluştular, mutlu falan oldular.. Japon versiyonunda ise böyle bir aşk falan yok. çocuk zaten playboy, yapışkan kızı görünce kaçıyor adeta. kız da kovalıyor onu.. animesine sadık kaldıkları belli, güzel komedi unsurları eklemişler bu bölümlere.. daha iyi olmuş bence.. her daim ağlayan iyi kız yerine sevdiği çocuğu kovalayan çatlak kızı tercih ederim her zaman🙂

– ve Ji Hoo’nun dedesi. yine Hana Yori Dango’da olmayan gereksiz bir ayrıntı bence. Ji Hoo ile dedesinin dramı beni çok baymıştı izlerken.. ilk sezondaki komedi havası yerine böyle yan karakterlerin falan her daim ağlaması abartı olmuştu bence. hele  dedenin Jan Di’ye bayılması.. nesini sevdiyse acabaa?

– ve annelerin farkı. ilk Kore versiyonunu izlediğim için ben yine lanet bir anne bekledim Hana Yori Dango’da. hiç öyle olmadı. bu kadın o kadından bin kat insaflı çıktı resmen. bir kere diğeri kadar otoriter değildi ve en azından arada bir gülüyordu. ayrıca dizinin sonlarına doğru o da Makino’yu sevmeye başlamıştı. Jun Pyo’nun annesini Misa’da da sevmemiştim bu sefer nefret ettim ıyyk!

– Kore versiyonundaki yüzme olayı diziye çok güzel gitmiş bence. Jan Di’nin  daha sonra yüzememesi Jun Pyo’nun kırılma noktası oldu zaten, cuk oturdu o bölümlere. ya da ayrılarken bir daha boğulma tehlikesi yaşarsa Jan Di’yi kendisinin kurtarabilmesi için korkmasına rağmen yüzme öğrenmesi çok romantikti. hele son sahnede Jan Di’nin Jun Pyo’ya geçmişini hatırlatmak için kendini havuza atması falan da çok etkileyiciydi. Japon versiyonunda bu eksikliği hissettim ben.

– Kore versiyonundaki en büyük saçmalıklardan biri de Jun Pyo’nun son bölümde hastanede tanıştığı o aptal kız Jang Yu Mi ile yurtdışına gitmek istemesiydi. neymiş okuyacaklarmış orada. pes yani.. daha dün tanıştığın kızın tekiyle nereye gidiyorsun sen bir kere? Japon versiyonunda öyle bir şey olmadı Allah’tan, kız kendi kendine tasını tarağını topladı gitti..

– ve OST meselesi. Kkkotboda Namja’yı bu kadar sevmeme neden olan en büyük etmenlerden biri şarkıları. hala böylesine güzel ve çeşitli şarkıları olan bir diziye rastlamadım. diziyi izleyeli yıllar geçmesine rağmen hala dinliyorum tüm şarkılarını. “because I am stupid” başta olmak üzere tüm şarkıları bir harika. Hana Yori Dango’nun müzikleri de güzel, özellikle “love so sweet”i çok sevdim, ama Kore versiyonu bu konuda gerçekten aştı.. Kore dizileri kategorisinde de hala onun kadar güzel müziklere sahip dizi yok..

– ve elbette dizinin sonu. Kore versiyonu o kadar gösterişliydi ki öylesine basit bir sonu bekmememiştim ondan. hayal kırıklığına uğradım. Jun Pyo her sıradan insanın yapabileceği gibi dizlerinin üzerine çöküp bir yüzük verdi kıza o kadar.. ama Hana Yori Dangoda acayip gösterişli bir tören hazırlamış Tsukasa. bir stadyum dolusu insanın önünde Makino’ya evlenme teklifi etti. diziye yakışır bir son olmuştu gerçekten..

ayrıca Jan Di çocuğa evet bile demeden bitti dizi. insan bir sarılır.. oysa Hana Yori Dango’da ne kadar mutluydu çiftimiz son bölümde..

kısaca izlenimlerim bunlar.. iki versiyon da birbirinden güzel. Hana Yori Dango serisi dünyaca ünlü olmayı hakediyor kesinlikle. ama her şeye rağmen benim favorim ilk göz ağrım olan Kkotboda Namja..  özellikle ilk sezonunu birçok diziye değişmem.. hımm yine izleyesim geldi, f4’ü özledim sanırım🙂

Nisan 13, 2011 tarihinde dizi içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 77 Yorum.

  1. vayyy, çok güzel bir yazı olmuş masalevi. nerdeyse tüm düşüncelerine katılıyorum. kore versiyonunun ilk, japon versiyonunun ikinci sezonu öbüründen daha iyidir. ama ben yine de kore versiyonunun masalsı havasını daha çok severim. bir de ben ga eul ve kim bum aşkını sevmiştim yaa.. tatlı bir kimyaları vardı, ikisi kavuşsun istemiştim🙂 ama ji hoo’nun dedesi ve dramı beni de çok baymıştı. ji hoo’nun gu jun pyo’dan bu kadar rol çalması zaten başlı başına sinir bozucuydu. neyse… gene de lee min ho hatrına bile olsa kkotboda namja’cıyım🙂

    • ga eul’u sevemeyen bir ben varım zaten başka kimse görmedim🙂 ben de Kore versiyonundan vazgeçemem her şeye rağmen,ilk göz ağrım.. sırf lee min ho bile başlı başına bir bağlanma sebebi diziye🙂

  2. kore versiyonu mu japon versiyonu mu denilse japon versiyonu derdim. kore versiyonunu eş zmanlı zilemiştim heyecan doruktaydı lakin koreye gelinceye kadar hana yori dango ziledim kesmedi ilk versiyonu meteor gareden-rain izledim. yani korede eksik çok ama fazla da çoktu. diziyi iyi bağlayamadılar ona yanarım ahhh, jandi mezun olacak da bizimkiler mesut olacak. japon versiyonunda rui bir köşeye çekilmişken diğeri hala kızın dibinde cıx

    japon versiyonu gerçekçiydi ama masalsı yönleride vardı harry potter salonunu unutamıyorum:) bilemiyorum… çömlekçi oğlanla kızın hikayesi korede daha çok işlendi güzeldi hani.

    gangesteri pek sevmiştim japon versiyonda aile de çatlaktı ama kore versiyonu yeşil çama bağladı.

    güzeldi ne diyim ya süpperdi.

  3. tüm yorumlarına katılıyorum tarihcim, jandi mezun olacak diye yıl falan atladılar, hiç sevmiyorum zaten dizilerde yıl atlanmasını. akiranın ailesi çok tatlıydı gerçekten o kadar gereksiz detay varken onu niye arka plana atmışlar anlamadım. ji hoo meselesini de hala çözemedim. kim hyun joong çok seviliyor falan diye mi adamı baş role çektiler ikinci sezonda acaba? gerçi adamın 2. dizisi hiç rating alamadı ama🙂

  4. playfull kiss + gumiho+ dbsk kbsk mi her ne karın ağprısı çok uzun isimli scandallı üç dizi birden aynı anda aynı günlerde çakıştı o nednele reyting kaybı çok oldu.tv kanalı yapım şirketi savaşları diyelim. ben sevdim o diziyi kendi içinde güzeldi tayvan versiyonundan ve japon versiyonundan çok çok iyiyidi:)

  5. evet ya bu rating savaşları yüzünden diziler heba olup gidiyor zaten. you are beautiful da ratingleri düşük diye başta 20 bölümken 16 bölüm çekilmişti, yazık olmuştu..

  6. hana yori dango’yu önce izlemiştim kore versiyonunun hepsini izleyemedim yarıda bırakmıştım.hana yoriyi daha çok sevdim tabi ki.kore versiyonunu yarıda bırakmamın en önemli nedeni de jan diydi.ay ne salak bi karakterdi o.(belki seveni vardır diye düşündüğüm tüm şeyleri yazmıyorum :D)zaten go hye sunu da sevmiyorum.neyse işte bu arada çok güzel bir yazı olmuş🙂

  7. teşekkürler semacım, ama keşke jandiye tahammül edip bitirseydin kore versiyonunu, bu kız dışında gerçekten çok güzel bir dizi. ama haklısın insan makino’yu gördükten sonra iyice sinir oluyor jandiye. ben de ilk Japonunu izleseydim, diğerini bitiremezdim belki de.. ama ortada bir lee min ho faktörü var bunu da gözden kaçırmamak lazım🙂

    • ama benim jandiye olan nefretim öyle böyle değil:P neyse artık ben lee min honun yeni dizisi city hunterı
      bekliyorum.umarım güzel olur😀

  8. haklısın ne diyeyim nefret edilmeyecek kız değil gerçekten🙂 ah şu city hunter başlasa gerçekten hepimizin gözleri yollarda kaldı yav🙂

  9. çok güzel bir karşılaştırma olmuş bu ellerine sağlık🙂 ben Japon versiyonunu yıllar evvel izlemiş ve çok çok sevmiştim hatta filmini sabırsızlıkla beklemiştim Kore versiyonu tabiki gözümde çok aşağılarda o yüzden bir kere Japon versiyonu bana daha samimi gelmişti hem aşk hem de olaylar bakımından belki Japonları her zaman daha samimi bulduğum içindir diziler açısından Kore versiyonunda beni en çok sinir eden senin de dediğin gibi Jandi’nin aşıkını bir türlü görememizdi evet en başlardaki atışmalar Jandi’nin kaçası Jun Pyo’nun kovalaması hoştu ama eeeeeee sonra Jandi’de hiçbir hareket göremedik ve bu olay nedir ilk öpücüğü başlası ileydi onu gelinlikle ilk yin ebir başaksı gördü yani paylaşım çok azdı ve bu beni sinir etti Japon versiyonu tam tadında gitti sonuna bir de final filmi yaptılar tüm beklentiler karşılandı ortada bir soru işareti kalmadı😀

    • aynen chibicim içimden geçenleri yazmışsın sen de.. jandi’nin ilk başkasıyla öpüşmesi, gelinliğini başkasının görmesi falan gerçekten dizinin tüm romantizmini öldürdü bence de.. Kore versiyonunda tek taraflı bir aşk vardı gerçekten, zavallı jun pyo hep üzüldü.. ben ilk olarak Kore versiyonunu izlediğim için çok sevmiştim, tabi lee min ho sevdirmişti bana diziyi o ayrı🙂 sonra merak edip Japon versiyonunu izleyeyim dedim, ilk Japon dizimdir kendileri.. çoğu insan çok önyargılı izlediği için beğenmemiş ama ben çok beğendim, kurgu gidişat falan çok mantıklıydı, hiçbir saçmalık yoktu, çok daha romantikti, masal değil gerçek gibiydi ve sonu çok güzeldi, dizinin güzelliği bir de filmiyle perçinlenmişti ee daha ne olsun🙂

  10. Ben Japonculardanım bu seride. Bir kere orjinali o. İkincisi bütün duyguların daha yoğun hissedildiği seri de o. Korelilerin pembe renklerine ve süs çocuklarına kanmayalım lütfen😀

  11. haklısın valla Brezilyalılar falan halt etmiş, pembe dizinin kralı Kore’de🙂 ben ilk Kore versiyonunu izlediğim için ondan da vazgeçemiyorum ama Japonlar dizinin hakkını vermiş yani ne diyeyim.. hele Makino.. hiçbir versiyonda onun gibisi yok..

  12. Yaratıcısı Japon zaten, bir kere buradan kazanıyor Japon versiyonu hehe. Kore zaten sürekli Japonya’dan araklamaya devam ediyor. Karakter değiştirdiklerinde de ortaya aha Jan Di gibi ne idüğü belirsiz şeyler çıkıyor haha😀

  13. secret girl

    geum jandiyi hiç beğenmedim ne yüzü nede fiziği güzel ama başrolde üstelik appal duygusuz kimi sevdği belli değil(özellkle ilk bölümlernde)
    f4 erkekleri gerçktn çok yakışıklydı.go jun pyonun saçları iğrenç,geum jandiye o kadar aşık olması gerekszdi hyun joonga gelince otistikin tekiydi. kim bumla 4. erkekğin ilk bölümlerdeki rolleri çok güzeldi.kim bumun gülüşü zaten süperdi.filmi çok fazla uzattılar

    jonpyonun avusturyadan onu reddetmesi ama daha sonra gelnce jandinin peşinden ayrılmaması sonra jandinin onu reddetmesi sonra hafza kaybı hep gereksiz ayrıntlar ben bu diziyi sevmedim sadace f4 ü sevdim(erkeklerini)hm bide jonpyonun ablası mükemmeldi.

    • ya ben bu diziyi çok sevdim.. evet eleştirilecek noktası çok fazla, eleştirilerinin neredeyse hepsine katılıyorum. jan di zaten başlı başına bir felaket, bu dizinin en büyük talihsizliği jan di kesinlikle. jun pyo’nun saçları da orijinal mangada kıvırcık olduğu için kıvırcık yapılmaya çalışılmış ama yapay olmuş. yine de karakteri çok sevdiğim için ona takılmadım ben. ji hoo ise gerçekten çok ruhsuzdu ve dizinin ikinci sezonunda baş role oturdu. Japon versiyonunda tam kararında çıkıyordu Rui, ama bu çocuk her olayın içinden fırladı, en büyük eleştirim bu benim. gereksiz ayrıntılar konusunda haklısın, dizinin ikinci sezonunda bazı kısımlar çok ama çok gereksizdi. mesela ji hoo ve dedesi, yi joong ve jandi’nin arkadaşının ilişkisi falan.. dizinin hakkı 20 bölümdü bence de uzamış son kısımlar..
      f4 zaten bir harika.. hiçbir versiyonunda bu kadroyu toplayamamışlar. 4ü yine bi dizide olsa ne güzel olur🙂

  14. selam süper bir yazı olmuş vallahi:D hemen hemen hepsine katılıyorum daha busabah diziyi bitirdim izlemeyi:D hiç uyumadan güneş doğana kadar izledim deli diyeceksiniz ama ne yapayım ya gözümü alamadım hele ji hoo ah ji hoo:( bi insan bu kadar mı yakışıklı olur yahu o burun o dudaklar o saçlar aman yarabbim ikinci favorim ise çömlek çi gyu jun pyo ya söylüyecek laf yok hepsi süper çocuklar japon versiyonunu izlemedim ama bu yazıdan anladığım kadarıyla japon versiyonunun konusu kore versiyonunun ise oyuncuları daha ii ama izlemeye değer bir dizi ayyyyyy jandi ye gelince hakikaten ruhsuz yahu 4 seneden beri görüşmemişler insan hiç mi özlemez sevgilisini yahu çocuk hala sana nasıl jestler yapıyo sahile çağırıyo helikopterle anons falan yapıyo bi koş sarıl sevgiline öp hop oturdum hop kalktım sinirden ona ne kadar kızsamda bazı sahnelerde yazık yaa çok acı çekti annesinin hakaretleri falan kıyamam yaaa harika konusu olan çok farklı bir diziydi keşke devamı olsada izlesek:( artı eklemek istediğim bir şey daha var bizim dizilerle kıyaslanamaz bile bir tane usturupsuz sahne yoktu giyimleri herşeyleri
    saygıları harikaydı heyyyy senaristim diye geçinen türk film ciler izleyinde örnek alın biz gençlere böyle doğru düzgün usturuplu diziler yapın fatma gül gibi değil hıh

    • selam^^ çok teşekkürler canım, elimden geldiğince izlediğim iki versiyonu da karşılaştırmaya çalıştım. ama şunu kabul etmeliyim ki dizinin Kore versiyonu benim şimdiye kadar izlediğim en iyi dizilerden biri, hatta en iyisi de diyebilirim. bugüne kadar defalarca izledim, gu jun pyo’nun balık kekinden bile yapmaya kalktım düşün artık🙂 çok haklısın dizi çok ama çok kaliteli, tek bir sorun var o da jandi’nin soğuk davranışları, ruhsuzluğu. gerçi son izlemede onu bile mazur gördüm ben, seviyorum hepsini yau🙂 bir de goo hye sun çok güzel kadın, doğal bir güzelliği var, sevdirdi kendini bana azıcık olsa da🙂 ben japon versiyonunu da tavsiye ederim, bir de onu gör. tabi ilk kore versiyonunu izleyince insan başka bir versiyonu acımasızca eleştirebiliyor.. bence yine de izle, onun en güzel tarafı baş roldeki kızın tatlı mı tatlı, cici bir kızcağız olması.. jandi makino le karşılaştırılamaz bile bence🙂 ellerine sağlık senin de canım, görüşmek üzere^^

  15. çok güzel bir yazı yazmışsınız… ben de kore versiyonunu izlemeyi yeni bıraktım. japon animelerinden sonra kore dizilerini hiç izleyemedim zaten. bi kere jan di’nin gu jun pyo’nun yaptıklarını görmezden gelmesi çok iticiydi. jun pyo’nun sahnelerinde ağladım resmen. “bu çocuk bunları hak ediyor mu, biri beni o kadar sevse dünyanın en çirkini olsa da kabulüm,” dedim durdum. oysaki başlangıçta fikirlerim öyle miydi? ji hoo’ya aşık olmuştum, jun pyo’yuysa çok soğuk bulmuştum. bölümler ilerledikçe tam tersine döndü. ji hoo’nun tam bir soğuk nevale olduğunu öğrendim, jun pyo’nun sempatikliği de etkiledi, yani lee min-ho çok iyi iş çıkardı.🙂

    ama aldatılma bölümleri neydi öyle yaa… zavallı jun pyo hem aldatılıyor, hem de en yakın arkadaşının ihanetini görüyor, hem de ablasından dayak yiyor… benim öyle bir kardeşim olacak, ben hiç sormaz mıyım bu çocuk niye bu kıza böyle davranıyor, okuldan attırmaya başlıyor falan… sonra ji joo beyefendinin f4’ten atılması umurunda değilmiş! valla en uygun karakterdeki çift jan di & ji hoo idi, jan di hanım jun pyo’yu hak etmiyordu! az dua etmedim jan di’nin ona ihanet eden arkadaşı da jun pyo’yla çıksın diye, ama jan di’nin yapmacıklığı beni o kadar çileden çıkardı ki diziyi bıraktım dediğim gibi. sonunu internetten biraz araştırdım, şimdi japon versiyonun izlemeyi düşünüyorum.

    bir kere her şeyin orjinali güzeldir. tamam bu dizi kore sayesinde popüler olmuş olabilir ama ben dediğim gibi japon hastasıyım… evet hiçbir karakter lee min-ho’mun yerini tutmayacak ama o yanakları tombul tombul başrol kız için izlenmez mi? ne tatlılıktır öyle yaa… eee tabii, japon kızı değil mi?🙂 jan di nerde bu nerde, keşke hiç izlemeseydim şu soğuk nevaleyi… orda dünyalar tatlısı bir japon kız dururken.🙂

    özellikle bu kızın resminin tam üstündeki ve altındaki yorumlarınız çok doğru. bir kere bile jan di’nin aşık olduğunu hissetmedim ben dizide. jun pyo platonik aşıktı sadece. eminim japon versiyonunda o duygular veriliyordur, çünkü kim ne derse desin animenin doğduğu topraklar olan japonya gibi bir ülkeden, o ülkenin dünyalar tatlısı insanlarının ellerinden çıkan dizi bir başka oluyor… kore yapımlarıyla karşılaştırınca…

    • miss hater seni gerçekten ruh eşim ilan ediyorum, ilk kez bu dizi hakkında birebir aynı şeyleri düşündüğüm birini buldum, ağlamak istiyorum🙂

      öncelikle ellerine sağlık, upuzun dolu dolu bir yorum yapmışsın. ben de boys over flowers üzerine saatlerce konuşabilirim, zaten defalarca izledim o da ilk sezonun hatrına aslında. dizinin 2. sezonunu çok ta fazla sevemedim yazımda da belirttiğim gibi..

      bu dizinin olayı kesinlikle jun pyo. tamam domyouji de bi tane, çok tatlı ama lee min ho hayatının karakterini oluşturmuş burada, unutulması yerinin dolması imkansız bence..

      jun pyo’nun ablasını sevmeyen birini daha buldum ya ölsem de gam yemeyeceğim.. yaa ne tuhaf bir kızdır bu böyle, kardeşi mutsuz aldatılmış çocuğa neden böylesin diye sormuyor bile neymiş jun pyo bencilmiş pöhh:/ abuk sabuk dövemeye falan kalktı bi de.. sevmedim ben bu kızı kısacası.. jan di ve ji hoo kesinlikle en uyumlu çiftti sana sonuna kadar hak veriyorum. o kız o kadar değer verilmeyi hak etmiyor çünkü, ji hoo gibi bi soğuk nevale ona çok bile🙂

      makino bir tane yaa, jan di onun solundan bile geçemez. kız aşıktı bi kere ve aşkından hiç utanmadı gerekirse ağladı mutsuz oldu fedakarlık yaptı.. ama bizim odun öyle mi, kız bi macau’da (o da terkedildiği için) üzülür gibi oldu o kadar.. Kore dizilerinin yüz karası yaa..

      ga eul konusunda da aynı fikirdeyiz ne güzel🙂 ben yi jung ve ga eul çiftine ölümüne uyuz oldum ya, onların olduğu kısımları atladım resmen.. yani zorla baş göz ettiler ikiliyi, belli işte çocuk playboy sevmiyor o hanım hanımcık kızı, sevmeyecek de.. ama işte illa ki romantik kore dizisi olsun diye son bölümünde sevgili yaptılar bunları da pess.. sen japon versiyonunu yeni izliyorsun sanırım, orada kesinlikle böyle değil, kız çocuğun peşinde koşuyor, çocuk da kızdan kaçıyor, anime tadında çok hoş bir komedi unsuruydu bu ikili hana yori dango’da.

      ji hoo meselesi de ayrı bir sorun zaten. hyd’de rui ne kadar cooldu, gerektiğinde geri planda kalıyordu, gerektiğinde kızın yanında oluyordu falan, ki 2. sezonda hiç yok gibi bir şey zaten. ama ji hoo son bölüme kadar jun pyo’dan çok vardı dizide, isyeaaan diye bağırırdım izlediğim günlerde bu şarkı olsaydı valla🙂 bi de dedesi çıktı sonra, dizinin yarısından fazlasını işgal ettiler.. woo bin’den hiç bahsedilmedi zaten, çocuk ne ayak belli değildi. hyd’de o da baya bi ön planda..

      kısaca Japon versiyonu kurgu ve inandırıcılık açısından çok iyi. makino on numara. ama Kore versiyonunda da kadro mükemmel ve lee min ho unsuru var ortada. ben bunlar yüzünden Kore versiyonundan vazgeçemiyorum ama HYDyi de çok severim^^

  16. ayrıca kimse japon dizilerine önyargıyla yaklaşmasın… ve ben de ga eul olayına gıcığım. neden her platonik aşkı gerçek aşka çevirmeye çalışırlar ki? platonik aşk da hayatın bir gerçeğidir. ve madem gerçek bir aşk hikayesi yazmaya çalışıyordunuz, JU PYO JAN DI’YE PLATONİK AŞIK OLMASAYDI DA istedikleri olsaydı… izlerken kızı ilk kimin öpeceğini çok merak etmiştim. tam bir fiyasko, tam bir hayal kırıklığı…

    yok ruh eşi ji hoo’ymuş da kocası jun pyo’ymuş da… peki ya o ve jun pyo’nun salak ablası (karakterinden söz ediyorum, yukarıda belirttim) jun pyo’yu takip ederken jun pyo’nun tebessüm etmesine ne demeli? tamam aşk nedir biliriz, ama gurursuz bir aşk aşk mıdır sanki? konuyu farklı boyutlara taşımayacak olursam, jun pyo’nun ji hoo’ya sadece bir yumruk atmasına dayanamıyorum. hastane olayı numaraymış, bense jun pyo intihar etti sanmıştım, allah aşkına daha inandırıcı olmaz mıydı?..

    ve evet, gerçekten de ji hoo karakteri çok öne çıkarılmış… yani bu kore’nin ortaya koyabildiği sadece erkeklerin tatlılığıdır. onun için hiç ısınamam şı korelilere… zaten hangi akla hizmet japon versiyonu dururken ÇAKMASINI izledim ki?? japon versiyonuna bakın, lee min-ho’dan kim hyun joong’dan sonra oradaki çocuklar hitap etmiyor göz zevkimize ama genel olarak koreliler japonlardan daha yakışıklıdır, bu japonların yaptıkları dizi/filmlerdeki aşkı yansıtmalarına engel mi? kore versiyonunun eksikliği f4’ü bir bütün olarak ele almamasıydı, gerçekten izlerken diğer 2 karakter çok geri planda kalıyor (tabii gelecek bölümlerde neler olacaktı bilemem, bıraktığım içinse hiç pişmanlık duymuyorum).

  17. çok sevindim. bak jun pyo diyince tüylerim diken diken oluyor hala. o kadar zengin, o kadar yakışıklı birisi böyle patates suratlı bir kıza, hadi güzelliğini geçtim tavırlarına nasıl aşık olabilir kendimi yemiştim o kısacık birkaç bölümü izlerken. biraz da orjinali hakkında fikir sahibi olmak için izliyorum japon versiyonunu. ama bence korelilerin amacı da bizi bu kadar sinir etmekti. hep güzel kızlar, tipsiz erkekler vs. konulur başrole. ama bir erkek ne kadar tipsiz olursa olsun sempatikliğiyle seyirciyi büyüleyebilir. ama tipsiz bir kız aynını yapamaz. ne kadar kasarsa kassın seyirci onu sevmez, çünkü aşk dizisi bu ve daha çok kadınlar izliyor, başka türde bir dizi olsaydı da kadınlar izlemeyecekti. ama türk toplumunun kadınlarını hedef alıyor şu anki diziler.🙂

    sırf lee min-ho için bu diziyi izlemeni ve ilk göz ağrın olmasını anlayabiliyorum. asıl seni tebrik etmek lazım orjinalini de bu kadar sevebildiğin için. kore hayranlığı adına kurulmuş forumlarda hyd’nun mangasının resimlerini koymuşlar, “ayy çizen de hiç benzetememiş” demişler. gülsem mi ağlasam mı bilemedim. hyd’yu izlediğim sitenin yorumlarında “bu dizi bof’tan çalıntı” diye yırtınan insanlar var. ama tabii ki benim de çok değer verdiğim bazı şeyler var. onlar benim “ilkim” olduğu için kopamıyorum. müzikleri konusunda da haklısın. kore müzikleri gerçekten çok güzel oluyor.

    kore dizilerine gelince… türkiye’deki bu furya “denizler imparatoru” dizisiyle başladı ve onun dizileri de süper ötesiydi… ve orda da başrolümüz onca acı çekmişti, esas bayan güya “ona iyilik yapmak için” kötü karakterin odalığı olmuştu! sanırım korelilerin kanında var bu yaa… biraz da japonlarla ilgilenmek lazım. çünkü şu anda hollywood bile habire bi şeyleri yeniden çekiyor ama japon film piyasası hareketli. japon film/dizilerini hiç bırakmamanı tavsiye edebilirim. :)) japon kültürü gerçekten her şeyiyle çok renkli ve vazgeçilmezdir.

    bof’u son olarak tanımlayacak olursam: türk dizileriyle brezilya dizilerinin gayrimeşru çocuğu olsa gerek!😛

    • ahaha demek hyd’ye çakma diyorlar haa🙂 hepsi küçük onların ya bakma sen, ben de yaş ortalaması çok küçüldüğü için öyle forumlarda falan takılmıyorum artık, bloglar en iyisi..

      Japon yapımlarına da yeni yeni başladım denebilir. ama en son izlediğim love shuffle beni benden aldı mest etti diyebilirim. o kadar güzel bir dizi ki belki de en iyi denilen Kore dizilerine bile taş çıkarabilir. izlemediysen en kısa zamanda izlemeni tavsiye ederim🙂

  18. ya şimdi internetim kotalı olduğu için hyd’yu bile korka korka izliyorum.😀 japon yapımları arasında da önceliğim animelerdir. yani aşkın da animesini izliyorum ben.🙂 ama tabii dizisini de kaçırmam, vaktim olursa izleyeceğim.🙂

    • müsait olduğun an love shuffle’ı izle derim, 10 bölüm her bölümü de 40 dk. çok kısa zaten.. hatta bloğumdaki love shuffle yazısına da yorumunu bırakırsın, ne düşüneceğini merak ettim🙂

      bu arada ismin neden misa hater? misa’dan nefret mi ediyorsun yoksa?🙂

  19. hangi misayı kastettiğine bağlı.🙂

  20. hayır o misadan nefret etmiyorum.🙂 zaten bu başka bi bloga yazarken kullandığım bi nickti, burası otomatik olarak hatırladı.🙂

  21. hayır.😀 boş ver neyden nefret ettiğimi. zaten otomatik olarak hatırladı diyorum ya.🙂

  22. teşekkürler yorumların için.🙂

  23. Misa Hater

    selam mart ayıyla birlikte yenilenen kotamla sözümü tutamadım, izlemeye devam ettim bof u… ama vakit kısıtlı olduğu için atlata atlata izliyorum ve bazı noktaları anlamadım :S diğer kore dizilerini de izliycektim ama kotamdan dolayı…

    öncelikle yi joon un hastalığı ne?

    2. olarak 19. bölümü izledim de. 20-25 arasını anlatır mısın😀 ben böyle garip biriyim işte, izlemek değil okumak da yeter bana… zaten sonunu biliyorum, her dizide olduğu gibi aradaki olayları öğrenmek istiyorum…

    • selamm🙂 yi joong’un bi hastalığı yok, sadece barda birileriyle kavga etti, adamlar da çocuğun elini ayaklarıyla ezdiler. bu yüzden bi süre elini kullanamadı ve işini yapamadı, bunalıma girdi falan..

      hatırladığım kadarıyla 20. bölümden sonra Jan Di evi yıkılınca sokakta kalıyordu. sonra tesadüfen jun pyo’nun ablası onu buluyor ve jun pyolarda kalabilirsin diyor ama jandi bunu kabul etmediği için evde hizmetçilik yapma karşılığında kalabileceğini söylüyor. evin baş hizmetçisi de kızı jun pyo’nun özel hizmetçisi yapıyor. sonra jun pyo’nun annesi kızı görünce kovuyor ve ji hoo’nun dedesi onu evine alıyor. jun pyo’nun nişanlısı jare kyung jan di’den nedimesi olmasını istiyor ve düğün için hep birlikte jeju’ya gidiyorlar. ama jae kyung son anda vazgeçince düğün olmuyor. geri dönüyorlar. sonra jun pyo’nun annesi ga eul’un babasını işten attırıyor falan.. jan di’yi böyle sevdiklerine zarar vermekle tehdit ediyor. jan di de pes edip jun pyo’dan ayrılmaya karar veriyor. son kez ikili pikniğe gidiyor ve acıklı bir şekilde ayrılıyorlar. jan di anne babasının yanına gidiyor. sonra kızı tesadüfen tvde gören jun pyo yanına gidiyor ama kızla konuşamadan trafik kazası geçiriyor daha doğrusu bi düşmanları bilerek ona çarpıyor. jun pyo iyileşiyor ama geçici hafıza kaybı yaşıyor ve sadece jan di’yi hatırlamıyor. f4 ve jandi onun kızı hatırlaması için her şeyi yapıyor ama o hatırlamıyor. bu arada jun pyo hastanede bi kızla tanışıp kanka oluyor ve hastaneden çıktıktan sonra da onunla Amerikaya gitmeye karar veriyor. bu kararlarını açıkladıkları bir partide jan di jun pyo’nun kendisini hatırlaması için havuza kolyesini atıyor ve sonra da kendisi atlıyor çocuk onu kurtaracak mı bakalım diye. jun pyo o anda her şeyi hatırlıyor ve kızı kurtarıyor. sonra jun pyo okumak için Amerikaya gidiyor jan di de tıp fakültesine giriyor. 4 yıl sonra jun pyo dönüyor, kıza evlenme teklifi ediyor, öyle mutlu sonla dizi bitiyor..

      umarım anlatabilmişimdir🙂

      • Misa Hater

        çok güzel anlattın ama sen anlatana kadar ben onları da izledim :)) çok sağ ol, zahmet ettin bu kadar.

      • tüh yaa geç mi kaldım😦 neyse izlemen iyi olmuş, jun pyo kuzusu izlenmeli ki🙂

      • Misa Hater

        hıı, personal taste i de izliycektim ama bof gibi hüsrana uğramaktan korkuyorum :S

      • bence izlemelisin, bir lee min ho faktörü var orada bi keree🙂 hem bof’taki gibi çocuksu da değil, bildiğin olgun bir erkek karakteriye karşımızda🙂 esas kız da jandi gibi gıcık değil, benden söylemesi🙂

  24. Misa Hater

    insan kore dizilerine haesin ve bof tan başlamamalı bence… diğerleri hakkında da fikrim yok. haesin le başlayan antipatim bi kırılsın istedim, kırılmak şöyle dursun…..

    • haesin’i izlemedim, zaten tarihi Kore dizileri izlemiyorum, pek ilgimi çekmiyorlar.. ama çok güzel Kore dizileri var yaa, bu önyargın kırılabilir bence, vazgeçme bir kaç tane daha izle, devam et🙂

  25. sizinle tanışmak istiyorum ne olur bni duyun ,:)

  26. Misa Hater

    ama ben lmh’nun çocuksu hallerine daha çok bayılıyorum zaten❤

    • çocuksu olduğu başka dizi yok aslında.. ama city hunter’da da çok sempatik, öyle ciddi bir rolü yok, hem de süper kahraman ve çok tatlııı🙂

  27. Misa Hater

    evet çok rolü yok… ama onun gibi tatlı birini takip etmeye devam edicem ben.

  28. Misa Hater

    yine bi dengesizlik yaptım, personal taste e başladım😀 o bahsettiğin misa dizisi ve coffee prince i de izlemek istiyorum ama senkronize alt yazı bulamadım yaa. düşlerimin prensi ile zoraki prensi bile dublajlı izlemek zorunda kalıyorum, ki en nefret ettiğim şeydir :S link verir misin acaba? eğer prensli dizilerin de senkronize alt yazılısı varsa rica edicem, çok makbule geçer. divx kullanmıyorum, kullansam çok güzel olucak işte ama bilgisayar kurulumundan çok anlamadığım için online takılıyorum işte.

  29. Bence yorumlarında haklısın ama ji hoo kısmının birazına katılıyorum birazına katılmıyorum çünkü ji hoo nun dedesi gu jun pyo nun annesinin gazabından kurtardı jan di yi. Ama gerçekten biraz da fazla uzatmışlar dediğin gibi. Bana sorarsan ben japon versiyonu derim çünkü kore versiyonun sonu beni hiç tatmin etmemişti bu bir ikincisi matsumoto jun un saçma sapan hareketlerini falan çok sevmiştim😀 . Ayrıca japon versiyonun bi de filmi var ki tadından yenmez(tabi bu benim kşisel düşüncem) sonu o kadar güzeldi ki başta hiç tahmin etmediğim şekilde gelişti olaylar tabi mutlu son olacağını biliyodum ama sonunda annesinin de makino yu kızı gibi kabul etmesi ikisine de sarılması falan çok hoşuma gitmişti ve tabi makino da var ama kore verisyonu da bi o kadar güzeldi hele gu jun pyo nun ağladığı makinalara vurup nezarete düştüğü sahneler beni çok üzmüştü ama ne var ki japon versiyonu daha gerçekçi olduğu için benim kalbimi çaldı

    • selamlar sadako^^

      ji hoo’nun dedesi jandi’ye sahip çıktı, o kısımlarda ben de iyi ki var bu adam dedim ama nu olay dışında gerçekten ana karakterlerin önüne geçti neredeyse. sırf dizi popüler oldu diye uzatmak amaçlı o kısımları uzattıklarını düşünüyorum ben. yine de çok sorun olmadı, insan sevince izliyor🙂

      Japon versiyonu gerçekten çok daha gerçekçiydi. mausujun bi kere çok romantikti, daha animevari bi karakteri vardı. Japonlar animelerine sadık kalıyorlar bu konuda🙂 bir de dediğin gibi domyouji’nin annesi daha ılımlıydı, kızımızı kabul etti, sevdi falan. ama jun pyo’nun annesi, aman aman Allah muhafaza🙂

      oo jun pyo’nun depresyona girdiği o sahnelerde ne üzülmüştüm ben de. bir de “what can i do” ost’u çalmıştı o sahnede, şarkıya da vurulmuştum🙂 ve HYD’nin sonu çok daha tatmin ediciydi, kesinlikle haklısın^^

  30. Evet ben de o ost e Jan di nin havuza düşüp Jun pyo nun onu kurtardığı sahnede vurulmuştum ve o ost yi bulana kadar canım çıkmıştı artık dua etmeye başlamıştım o derece😀

    • aynen canım, zaten boys over flowers’ın en etkileyici sahnelerinden biri o havuz sahnesi. hana yori dango’da eksikliğini çok hissettim. hele what can i do’nun ardından çalan “something happened to my heart”. o da dizinin en güzel şarkılarından biridir🙂

  31. @sadako filminin linkini verir misin?

    @masal evi ben de sözsüz olan müziklerini arıyorum bof’un. bütün şarkılarını indirdim, ama arada çalan solo melodileri bulamıyorum bi türlü… hani arada piyano falan çalardı, böyle hüzünlü şeyler çalardı onlardan arıyorum.

  32. bu arada,

    internetim kotasız oldu ve verdiğin linklere girdim, ama sen indirme adreslerini vermişsin. sen hepsini indirdin mi? ben indirmek istemiyorum, bilgisayarımın beyni almaz ki.🙂 yok mu online izleyebileceğim? yoksa da sağlık olsun, ben bof’u indirmeyi düşünüyorum arşivimde olması için. sırf gjp’yu tekrar görebilmek ve atladığım sahneleri izlemek için. bazen önceki yorumda bahsettiğim müziklere benzer şeyleri duyuyorum televizyonda falan, o anda bof aklıma geliyor ve bir kez daha izlenmeyi beklediğini düşünüyorum benden.🙂

    • selamlar^^ ben BOF’u çok sevdiğim için indirip arşiv yaptım. benim bilgisayarımın beyni de almıyor öyle dizileri falan ama ben de sırf sevdiğim dizileri indirebilmek için harici bellek aldım, indirdiklerimi ona atıyorum.. bence de bu diziyi indirmelisin, bir kez daha izlemeyi hak ediyor gerçekten^^

    • internetinin kotasız olmasına çok sevindim bu arada, iyi indirmeler, dizilerin hepsini gönlünce izlemen dileğiyle^^

  33. merhaba, yine ben, hiç susmayan ben geldim. her zamanki gibi fikir değiştirdim, hyd’yi izlemeye karar verdim. ve şu anda izliyorum da. öhöms.

    ve tabii ki misa hater’ın kafasında soru işaretleri oluşmaz mı? oluşup da bunu masalevi’ne sormaz mı? sorum şu:

    filmin teee başında çalan müziğin adı nedir? yahu bütün ost’u indirdim, bi o yok. çok da hoşuma giden tarzda bişidir haa, bööyle çocukken izlediğimiz çizmeli kedi tadında çizgi filmlerin arka fonu olmaya uygun, orkestral bi havası vardır. vallahi ve tellahi bi mozart’tan, bi bethooven’dan duymamızın mümkün olduğu muazzam bir “theme”dir o. allah’ını seven o “theme”i bana bulsun, bulamıyosa üzerime gökdelen dikin. bu zamana kadar internette aradığı hiçbişeyi kaçırmayan ben, o theme’i bulamazsam kafamı kıracağım, vallahi kırarım.

    • selamlar misa hater🙂 ne güzel yapmışsın, ben de vakit bulabilsem izlerdim valla, bu ara koşturmaktan hiç dizi falan izleyemiyorum😦

      senin bu sorduğun müzik hani bu makino’nun zengin arkadaşlarının takıları, çantaları falan gösterilirken çalan şarkıydı değil mi? eğer oysa onu ben de çok sevmiştim bi bakayım bakalım bulabilecek miyim acaba🙂 sen de sıkma canını bulursun yaa, tavsiyem İngilizce arat, o zaman çıkıyor hemen🙂

  34. buldum o şarkıyı.😀 sanırım içimi dökmek için giriyorum buraya. umarım yorumlarımdan rahatsız olmuyorsundur, çünkü benim de blogum oldu ve ben böyle kafayı takan ziyaretçlerden gayet memnundum.😀 ama sana sormam gereken bi şey var. dedin ya bof’u indirdim diye.. nerden indirdin sorması ayıp? ben tam da indirmeye karar vermişken indireceğim site bozuldu, o kaldı öyle.:/

    hyd hakkındaki yorumlarımı da yazayım bari gelmişken… tam da beklediğim gibi tsukushi başından beri rocks ve onu jan di’yle karşılaştırdıkça da jan di sucks!😀 ve tsukushi’nin en iyi arkadaşı sakurako’nun dizide daha çok rolü olması da beni çok sevindirdi çünkü o kore versiyonundaki bi eksiklikti. ilk sezonu bitmeme çok az kaldı, büyük ihtimalle diziyi bitirince buraya tekrar uğrarım ve o zamana kadar yorumlarımı bekle, tabii hoşnutsuz değilsen.😉

    • aa ben de tam arayacaktım o şarkıyı bulmuşsun bile geç kaldım yau🙂 rica ederim hiç rahatsız olur muyum, sizin gibi arkadaşlarımla sohbet etmek için yazıyorum zaten, rahatsızlık ne demek🙂 ben de gayet memnunum🙂

      ben şu adresten indirdim bölümler. özellikle rapidshare linkler çok hızlı iniyor..

      ahaha yorumların süper forever tsukushi rocks jan di sucks🙂🙂 sakurako çoook tatlı kız yaa, ben bof’ta ga eul’u hiç sevmemiştim ama bu kız çok tatlı çok sempatikti.. demek 2. sezona geçiyorsun, ben 2. sezonu daha da çok sevmiştim, iyi eğlenceler, yorumlarını bekliyorum o zaman🙂

  35. yalnız sakurako ga eul’un japon versiyonu değil, go jun pyo’ya aşık olan bi kız vardı ya, küt saçlı ve kurdele takıyodu, ilk bölümde ayakkabısına dondurma düşürmüştü. sakurako o kıza denk geliyo.😀 bence dizinin en iyi oyuncusu oydu, arada “çıldırmış kadın” çıkışları ve sonra tekrar hooop mahzun kıza dönüşü çok iyi veriyodu. sezon finalinde yılbaşını sojiro’yla geçirmesi, ona alışveriş torbalarını falan taşıtması çok komikti. hem o kadar tsukasa’ya aşıksın hem de sonradan “sojiro da olur” diyosun.😀

    elbette yazıcam, yazmadan duramam zaten.🙂 ama şu an benim için daha önemli olan bi diziyi indiriyorum, indirme programımda bi sorun olduğu için bayaadır bekliyodum indirmek için, maksimum 1 hafta sonra tekrar izlemeye başlıcam hyd’yi…🙂 madem bana o müziği bulamadın, senden başka bi müzik istesem? bu da bof’un ost’undan. arada aklıma gelir hüzünlenirim, düşünürüm nerden hatırlıyorum bu şarkıyı. sonunda youtube’da izlediğim bof parodilerinden birinde karşıma çıktı, ama o şarkı ost içinde yoktu. sözsüz bi şarkıydı, piyanoyla çalınıyodu ve sanırım melodisi de “paradise”ın instrumental versiyonu sayılabilir. bu arada parodiler de bayaa iyiydi, istersen linkini verim sen de izle.😀

    • aa HYD’deki isimleri unutmuşum tsukishi’nin arkadaşı deyince direkt diğer kız aklıma geldi. sakurako çok iyiydi haklısın, onca zaman iyi tatlı kızı oynarken sonundaki o gözü dönmüş halleri beni de çok şaşırtmıştı. o dediğin sahneyi de hatırladım torbalarını taşıttığı sahneyi ahahah🙂 hyd öyle bof gibi dram ağırlıklı olmadığı için her karakterden bi espri konusu çıkıyordu, mesela sakurako bile dizinin devamında göründü birkaç kez. ama bof’ta oh min ji ağlayarak gitti ve daha görünmedi. ben ona üzülmüştüm mesela..

      dediğin şarkıyı hatırladım böyle paradise’a benziyordu değil mi yavaş hali. yaa biraz önce çok aradım hatırladığım şarkıyı bulamadım ama şunu buldum bu mu ki bahsettiğin ost??

      parodileri linkini gönder tabi bende izler eğlenirim yaa🙂 hem şarkıyı da dinlemiş olurum🙂 ben de paradise’ın piyano versiyonunu hatırlıyorum ama hiçbi yerde yok, acaba yanlış mı hatırlıyorum??

  36. haa belki tarif ettiğim şarkıyı hatırlayamadın, sana parodisinin linkini yolluyum sen de öyle bul şarkıyı.🙂 en çok dinlemek istediğim şarkılardan biridir. bu arada ben tam 2. sezonda jan di’ye biraz alışmışken hyd’yi izledikten sonra eskisi gibi nefret etmeye başladım.😀 dizinin altında yorumlar vardı, yok jan di daha iyiydi en azından güçlüydü diye YUHHHHH dedim.😀 aslında evet, gjp tam bi romeo gibi davranırken bile jan di’nin yumruğunu yemesinin ardından tsukky’nin tsukasa’nın önünde diz çökmesinden hoşlanmadım ve sezon finalindeki yarışma meselesini de çok çocukça buldum, ama en azından hikaye daha gerçekçi. bu kadar bölümü izledikten sonra senin bu yazını tekrar okumak daha aydınlatıcı oldu benim için. en azından tsukasa’nın ablası tsukasa tsukky’yi kovalarken onu yakalayıp dövüyodu, zavallı gjp gibi aldatılma üstüne dövülmüyodu.😦 yaa hakkaten, gjp o kadar mükemmelmiş ki (mükemmelden kastım kendi tsukasa’sını yaratması) insan tsukasa’yu izlerken az biraz zorluyo kendini onu sevmek için.🙂 ama dediğim gibi, daha gerçekçi. ben gjp’nun hiç sevgilisi olmadığını öğrendiğimde yüzümde bir OMFG ifadesi belirdi ama tsukasa’da böyle olmadı.😀 gjp gerçekten insanüstü bi şeydi, zengindi, yakışıklıydı, uzundu, o yaşta olup da hiç sevgilisi olmamış, üstüne üstlük jan di gibi bi oduna aşık olan bi çocuğun ya iq’su 20dir, ya da gay’dir.😀 ondan sonra biraz da personal taste’e bakıp ferahlatmıştım içimi, ama o da bana kore dizisi izlememe yemini ettirdi. ben başta da söylediğim gibi japonya’yla yoluma devam edicem çünkü personal taste komik değil, “gülünç” bi diziydi. popoyu elleme esprileri, kadının kendisini en iyi arkadaşıyla aldatan eski sevgilisiyle ilgili atıp tutmalarının düğün salonunun mikrofonlarından duyulması falan saçma geldi bana. artı kadın lee min-ho’nun ablası yaşındaydı, neden bu oppaya daha çıtır, daha tatlı kızlar bulmuyolar ki sanki? mesela yoon eun hye’yi çok severim ben. gerçek hayatta da sevgilisi olan dizideki partnerini de ona yakıştırıyodum (isimleri bilmediğim için affedin, dediğim gibi ben kore dizilerinin uzaktan seyircisiyim ama japonlarla ilgili her şeyi bilirim.🙂 bu arada ne oldu o kızla hala birlikteler mi? jan di’yle gerçek hayatta da çıktıkları haberi yalan di mi? o öküzle çıkıcak kadar seviyesini düşürmüş olamaz oppam.🙂

    • sen parodiyi bi yolla da dinleyeyim ben. ama aklımda bi slow paradise var sanırım ondan bahsediyorsun. ya o jandi’yi sevenlerden hepsi küçük çocuklar ergenler falan sen merak etme🙂 normal bi insan evladı onu sevemez🙂 jandi güçlüydü derken biraz daha sertti, tsukushi diz çöktü ama aşkında yaa aşkta gurur olur mu hiç🙂 vee jun pyo bi efsane bunu herkes kabul ediyor zaten🙂 çocuk boşuna hallyu star olmadı, bu karakterle asla unutulmayacak bu kesin.. tsukasa o kadar sevimli değil, daha sert bi kere, daha dediğim dedik.. sırf kıza iltifat etti diye rui’yi yumruklamıştı bi kez mesela ben çok şaşırmıştım :S ama o da 2. sezonda çok sevdirmişti bana kendisini tatlı şey🙂 personal taste güzel değildi haklısın, bof’un tadını veremedi, hem çıtır min ho’ya o kız hiç gitmemişti. yoon eun hye çok tatşıdır yaa, coffee prince’de çok sevmiştim ben onu, hala da severim. park min young’dan bahsediyorsun sanırım, onlar ayrıldılar yaa, birkaç ay oldu. yakışıyorlardı ama haklısın.. jandi olay ıda dedikodu merak etme, min ho’muz yapmaz öyle şey🙂🙂

  37. amanın amanın en önemli olan şeyi unuttum.😀 keşke hepsi aynı anda aklıma gelse de böyle flood yorumlar atmasam.😀 diziizle sitesinde izliyorum ben hyd’yi, son 2 bölümü yok ama orda.😦 sen nerde izledin? yoksa ingilizce alt yazılısını mı izledin?

    • yaa ben yeppudaa’dan indirmiştim ama şimdi baktım oradaki videolar da kaldırılmış. dramacrazy.net’ten izlemiştim bi bölümünü de ama o da İngilizce altyazılıydı. megaupload kapandıktan sonra dizileri bulmak ne zor oldu yaa, ben yine de bakayım belki bulurum🙂

  38. güzel yorumların için tekrar teşekkürler. fakat şarkı o değildi. buyur linki:

    en başta çalan şey. 6. saniyeden itibaren daha net duyulmaya başlıyor. bi de youtube’a “bof parody” yazarsan çıkar.😀

  39. diziyi indirmeye başladığım için daha iyi buldum. 6. dakika 7. saniyeye bakmanı rica ediyorum. :))

  40. senden bişey istesem ayıp etmiş olur muyum acaba? çünkü hep istiyorum ve sen yapana kadar ben çoktan yapmış oluyorum😀 ama bu kez öyle olmayacak söz :D:D isteyeceğim şey hyd nin 2. sezonunu anlatmandı (A) çünkü izlediğim sitede 1. sezonun videoları gayet güzel açılıyodu, 2. sezondaysa cortladı :S başka hiçbi yerdede bulamıyorum.. ingilizce izliim dedim ingilizcesinin de alt yazıları suck😀 kaldım öyle. haa, bide sen bof un 1, hyd nin de 2. sezonunu daha çok beğenmişsin. bendede tam tersi oldu. çünkü bof un 2. sezonunu izlerken her şey gjp nin lehine gelişmeye başladı, hyd dede öyle güzel bi aşk izledik ki tsukasa ya çok kızdım, aynı şekilde annesinede. bof taki cadı kaynanaya daha az kızmıştım..😀

    ama 2 diziyi kıyaslarken en çok kızdığım karakter ji hoo oldu heralde. hanazawa rui ye kızmadım o kadar :D:D hyd yi daha önce izlemiş olsaydım bayılacağımı biliyorum, ama bof gerçekten daha güzelmiş ona kıyasla.. tsukushi yi jan di den daha çok sevdiğimi söyledim ama tsukushi nin tepkisiz karakteride bi yerden sonra sıkmaya başladı, tsukasa nın 2. sezondaki nişanlısı daha hoppalak bi tipti, o daha iyi bi başrol olabilirdi.. ama sevdiğim oyuncular arasına girmedi, ben en çok villain leri yani sakurako ve junpei yi sevdim :D:D junpei-kun sadece 1 bölüm göründü ama onuda aynı sebepten sevdim, kötü karakter imajını çok iyi çizdiler.. bof ta böyle değildi.

    umarım isteğim senin için zor olmaz😦 çünkü blogcular paylaşımı sever, bende ondan cesaret alıp buraya bişeyler yazıyorum habire.. bu zamana kadar rastladığım bütün blogcular çok yardımsever insanlardı, eminim sende öylesin🙂

  41. COK ONEMLİ BİR SORUM VAR DİZİDE TSUKASA HAFIZASINI KAYBETTİGİNDE YURT DISINA GİTMEK İSTEDİGİ KIZIN RESMİNİ KOYAR MISIN?? YUKARIDA KENDİLİGİNDEN GİTTİ DEDİGİN KIZIN COK ACİL!!!

  42. neyse tesekkür ederim sen zahmet etme bulmam dedim ama buldum izlemedigim bolumlerin ozetlerini. umarım izlerim yaa, ama türkce alt yazılısı takılıyor, ingilizce alt yazılının da cozunurlugu düsük, hicbisey okunmuyor :S ozetini bulabilecegimden bile süpheliydim, o yüzden sana sordum. online bile izlenemiyen bi dizinin ozetini bulmak cok ilginc.

    • selamlar misa hater^^

      lütfen kusura bakma, bu aralar internetim yok ve evimde de değilim o yüzden hiçbir yorumuna cevap yazamadım😦 elimin altında internet olsaydı emin ol seve seve hyd’nin tüm sezonlarını anlatırdım sana.. ama bugünden sonra aklına takılan bir şey olursa yaz yine ben geç de olsa seve seve yardımcı olmaya çalışırım canım^^ bu arada hyd’de tsukasa bi kızla yurtdışına gitmek istemiyordu hatırladığım kadarıyla, bof’ta gu jun pyo hastanede tanıştığı kızla yurtdışına gitmek istiyordu. o kızın resmini blog yazıma koymuştum görmüşsündür.. inşallah yanlış hatırlamıyorumdur^^

  43. evet şimdi gördüm teşekkür ederim.🙂 ben de yorumlarımı telefondan yapmıştım, o yüzden görmemişim demek ki.. her neyse senden istediğim bencilce bişeydi zaten. şimdi bana sadece internetin olduğunda o şarkıyı bulman yeter. (:

  44. sanırım hala internete ulaşamadın. yalnız döndüğünde senden cevaplamanı istediğim bir soru var. 1- wordpress’i iyi buluyor musun? ben de blog açmak istiyorum, eskiden vardı ama hiç ziyaretçi çekemedim.😦 2- nasıl ziyaretçi çekiyorsun? blogunun nasıl reklamını yapıyorsun? Bana konu olarak ne önerirsin, sen neler yazıyorsun genelde? Ben de ilgilendiğim japon ve kore kültürüne dair bişeyler yapsam mı.. ben blogspot’tan açacağım galiba ama wordpress ondan iyi mi sence?

    • selam canım, haklısın hala intrernete fazla giremiyorum bu yaz böyle olacak bir de.. sorularını cevaplayayım hemen:
      1. ben blogspot da kullandım ama wordpress’i daha çok sevdim. hem çok kullanışlı hem de yorum yapanlar için de kolaylık sağlıyor WP.

      2. ziyaretçi çekmenin tek yolu diğer bloglarla haşır neşir olmak.. örneğin ben uzakdoğu ile ilgilendiğim için uzakdoğu bloglarını takip etmeye çalışıyorum. böylece yakın arkadaşlıklar kuruluyor aranızda. diğer bloglardaki arkadaşların bloğunda senin bloğunu tanıtabiliyor, mimlerle daha çok tanınma imkanın oluyor falan..

      3. istediğin her şey hakkında bi blog yazabilirsin aslında. ben çok özelimi insanlarla paylaşamadığım için kişisel blog yazmıyorum. sen istersen kişisel bir blog açabilirsin. ya da uzakdoğu ile ilgiliyim diyorsan yeni bir uzakdoğu bloğuna da hayır demem ben🙂 Japonya ve Güney Kore çok ilgi çekiyor son günlerde..

      benim arkadaşlarım blogspottan çok memnunlar ama ben alışamadığım için kullanamadım onu. sana wordpress’i öneririm ama, ben bugüne kadar bi soeunla karşılaşmadım🙂

  45. misa hater

    selam geri döndün mü bilmem ama ben yazmak istedim😀 bu arada burdan devam etmesek mi çünkü samimi geldin ama ben biraz geveze biriyimdir :D:D anlaşılıyor sanırım😛 kötü bişey oldu animeleri bırakma kararı aldım ve bunun başlıca sorumlusu şu lanet olası japon dizileridir. evet anlattıkları aşk o kadar klişe ki, hep kendine güvensiz kumral saçlar var, okulun en popüler erkeklerini ne hikmetse etkilemeyi başarıyorlar ve ilk açılan da onlar oluyor. sonra erkek bi dolu öküzlük yapıyor. neyse terbiyemi bozmayacağım efenim. sadece eğer benden çok japon/kore dizisi izlediysen (kim bilir anime izlemeye de başlamışsındır) bu bahsettiğim klişelerden uzak bişeyin tavsiyesini isteyecektim senden. çünkü animeleri bıraktım ya kendimi boşlukta gibi hissediyorum. bu ara meşgul olacağım bişey olmazsa kafayı yerim ben.

  46. misa hater

    pfffff çok mantıklı bişey yazmışım ‘kendine güvensiz kumral saçlar’ nedir? kendine güvensiz kumral saçlı kızlar olucak tabi :D:D

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: