Aylık arşivler: Nisan 2012

Can You Hear My Heart: Kalbiyle Duyanların Hikayesi..

Yine bir dizi yazısı ile karşınızdayım sayın okurlar. Hem de bu dizimiz tam 30 bölüm, ama bu sizi hiç korkutmasın çünkü ben tamamını bi haftada bitirdim, öyle merak uyandırıcı ve sürükleyici..

Can You Hear My Heart’ın konusu hakkında detaylı bilgi almak isteyenleri sevgili mydestiny’nin yazısına davet ediyorum. Ben sadece ufak bir karakter haritası vereceğim; çünkü kişiler, olaylar o kadar karmaşık ki her şeyi anlatmam saatler sürebilir 🙂 Spoiler kısmına geçmeden de diziyi şiddetle tavsiye ettiğimi söyleyeyim, izleyin izletin sayın okurlar, özellikle Dong Joo kuzusu için.. Oyy yerim 🙂 Tüm bölümleri şu linkten indirebilirsiniz..

 

SPOILERR!!

Öncelikle minik kuzum, bademli keşkülüm Cha Dong Joo’dan bahsedeyim. Küçükken geçirdiği bi kaza yüzünden sağır oluyor ve şirketlerinin varisi olduğu için bunu kimseye belli etmeden yaşamak zorunda kalıyor. Etmiyor da, o söylemese daha kimse onun işitme engelli olduğunu anlamazdı. Bir de öyle masum, öyle temiz bir yüzü var ki Allah gerçekten özenmiş de yaratmış sanki.. Ben bu çocuğu çok sevdim, diziyi izleme sebebim büyük ölçüde odur yani..

Küçüklüğü de pek bi tatlıydı, daha o yaşlarda ne kadar merhametli, alçakgönüllüydü. İçinde gram hırs yok, kötülük yok.. Bu entrika dolu dizide böyle masum bi karakter nasıl başrolde karşımıza çıkmış ilginç.. Ben Dong Joo’nun büyüdüğünde bi piyano virtüozu olacağını düşünmüştüm, tabii sağırlığı bu hobisine engel oldu. Ya da en azından başka bi sanat dalıyla uğraşan, her şeyden uzak bi adam olmalıydı o. Bu karmakarışık ailede böyle bir şey mümkün değildi elbette..

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, ben bu çocuğun gülüşünü çok feci şekilde Bae Yong Joon’a benzettim (ve tabii doğal olarak Kim Hyun Joong’a), o güldükçe Bae’cim gülüyor gibi hissettim, aynı sımsıcak gülüş.. İkisinin de lakabı “killer smile” imiş sonradan öğrendim, bu ikisini karşına alıp güldüreceksin oy oyy 🙂

Bu beyefendi de nam-ı değer Bong Ma Ru ya da diğer adıyla Jang Jun Ha. Kim olduğu konusu ise o kadar karmaşık ki of off 🙂 Kısaca Dong Joo’nun manevi abisi, üvey kardeşi.. Bu çocuk daha küçüklüğünden belli olduğu gibi soğuk, hırsı biri oldu. Tam da olmasını beklediğimiz gibi biri olarak karşımıza çıktı Ma ru. Tabii bu kadar yakışıklı olmasını beklememiştim, o siyah saçları, asi havasıyla esti geçti valla 🙂 Ama.. Karakteri konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Dizi boyunca en çok söylendiğim kişi oldu Ma Ru. Karaktersiz mi desem ne desem bilemedim. İnsan ne olursa olsun hiç ailesini bırakır mı ardında. Şiddet görse, ona kötü davranılsa falan tamam, ama sadece fakirler diye, hele de babası özürlü olduğu için ondan utanıp kaçması çok kötüydü. Bi de Dong Joo ve annesini öz ailesi gibi sevdi. Tamam Dong Joo sevilir ona bi lafım yok ama insan ailesini başkaları için nasıl 2. plana atar hala anlamıyorum..

Yine de gerçek ailesinin ondan vazgeçmemesi hoştu, onu 16 yıl boyunca beklediler, hiç usanmadan bıkmadan.. Ma Ru’nun nasıl biri olduğunu son bölüme kadar bir türlü anlayamasam da Dong Joo’ya karşı çok iyi bir abi olması ve Woo Ri’yi sahiplenip ailesine geri dönmesiyle kalbimi azıcık kazanmayı başardı.. Gerçek annesini affetmedi bir tek, o konudada  bir şey diyemem en doğrusu da buydu, o kadın affedilmez yaa..

Anne demişken bu dizinin sorunu anne babalardır kesinlikle. Kimse kimsenin öz annesi ya da babası değil. Herkesin 3 babası 2 annesi var falan.. Dizinin konusunu birine anlatmak imkansız bu yüzden, ben denedim olmadı amman siz denemeyin 🙂

Bu da esas kızımız Bong Woo Ri.. Saçları çok tuhaf değil mi 🙂 Arkadaşı Seung Chul uzay mekiğine benzetmişti kızın saçını alem çocuk 🙂 Bu kız fazla sosyal, fazla sıcak kanlı, hiçbir kan bağı olmadığı halde kendisine baktıkları için babasını ve büyükannesini ölümüne sevip koruyacak kadar da iyi.. Daha ne olsun..  Sağır olan anneciğini de fabrikada çıkan bir yangında kaybediyor, özürlü babasıyla bir başına kalıyor. Yani işitme engeli bu kız için hiç sorun değil, o Dong Joo’nun da duyamadığını değil, çok iyi gördüğünü söylüyor.. Dudak okuyabildiği için.. Öyle tatlı..

Bu da Woo Ri’nin babası (tabii ki gerçek babası değil) Bong Young Gyu. Biraz saf olsa da kalbi iyilikle dolu bir adam. Hem de sağlıklı olduklarını iddia eden erkeklerden çok daha sadık bir eş. Ölen karısını hiç ama hiç unutmuyor, ona sonsuza dek sadık kalıyor.. Woo Ri ile aralarındaki ilişki çok hoştu, aralarında kan bağı olan bir sürü baba kızda böyle bir ilişki yok maalesef, ne yazık ki..

Bu da Woo Ri’nin en yakın arkadaşı Seung Chul. Ben bu çocuğu çok sevdim yaa, hiçbir entrika ile işi olmayan, tavukçusundan ve platonik akşı Woo Ri’den başka bir şey düşünmeyen masum bir çocuk.. Tüm o karmaşanın içinde esprileriyle, sevimli halleriyle diziye tat kattı, sonunda da sanırım Min Soo ile aralarında bir şeyler oldu, hayırlısı 🙂 Ben Min Soo’yu hep Ma Ru ile yakıştırmıştım ama senaristlerin işine karışılmaz tabii..

İşte bu karakterler bir araya geliyor ve 30 bölümlük sımsıcak bir dizi ortaya çıkıyor.. Her ne kadar son bölüme kadar Dong Joo’nun duyabileceği umudunu hiç kaybetmesem de böylesi de çok güzel oldu. Sonuçta bu engel aşklarına da engel değil ya 🙂

Can You Hear My Heart duyamasa da sevdiği kızın kalbinin sesini duyabilecek kadar tatlı bir çocuğun hikayesi.. Kaçırmayın diyorum.. Herkese iyi seyirler^^

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: