Günlük arşivler: Temmuz 30, 2012

Mim: Tuhaf Sorular.. (Gerçekten Tuhaf Ama:)

Selamlar^^ Evet hala yaşıyorum, tabi buna yaşamak denirse diyerek arabesk bi havaya sokabilirim her an bloğu ama neyse kendimi tutayım 🙂 Evet bi kabusun içindeyim, hala uyanamadım, sadece uyanacağım günü bekliyorum.. Neyse tatsız sorunlarımla sizi de sıkmayayım şimdi, secret felsefesine inanalım her şey güzel olacak^^

Mime başlamadan önce kısa bi sohbet yapabiliriz ama.. KPSS denen lanet sınava girdim ben:/ Hatta birkaç gün sonra sonuçlar açıklanacak ve ben yüreğim ağzımda bekliyorum. Yaz tatili için planladığım hiçbir şeyi yapamadım bu sene, dizilerim, filmlerim, gezi planlarım hep yalan oldu 😦 Love Rain, Big, Ghost.. Listemde bekliyor kuzular.. Spoiler yememek için twittera bile giremiyorum anlayın artık 🙂

Neyse gelelim yazının esas amacınaa.. Sevgili Hayal sağolsun yokluğuma rağmen beni de unutmamış ve mimlemiş 🙂 Konumuz tuhaf sorular ve benim onlara vereceğim tuhaf cevaplar 🙂 Buyrun başlayalım 🙂

Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız?

Zor soru.. İstediğim her şeyi yapabilmem için paraya ihtiyacım olacak ve ben KPSS mağduru bi öğrenci olarak kredi bile çekebilecek potansiyele sahip değilim henüz 🙂 Neyse şaka bir yana önce gidip kalbini kırdığım herkesten özür dilerdim teker teker. Aslında onlar benim kalbimi kırmıştı ama değil mi? Neyse yine de dilerdim ben.. Ve sonra mümkünse hemen aşık olurdum. Evet bi yıl sonra öleceğim ve evet böyle atraksiyonlara hiç gerek yok ama ben yine de şöyle Kore dizilerinde gördüğümüz türden bi aşk yaşamadan ölmek istemezdim. Bir balık burcuna yakışır bi cevap oldu bu sanırım 🙂

Fobileriniz, takıntılarınız var mı, varsa nelerdir?

17 Ağustos depreminden bu yana karanlıktan korkardım, bi süre öncesine kadar gece lambası olmadan uyuyamazdım ama artık bu korkum geçti sanırım. Ama böyle hayalet, cin peri hikayeleri beni gerçekten korkutuyor:/ O yüzden Musallat, Paranormal Activity gibi korku filmlerini izledikten sonra bi süre uyuma problemi çekebilirim 🙂 Hoşlanmıyorum kardeşim 🙂

Takıntılarımı da daha önce yazdığım bi mimde anlatmışım, aynen kopyalıyorum 🙂

Takıntısı olmayan insan var mı ki kardeşim ohooo 🙂 Elbette bende de vardır ufak çaplı birkaç tane.. Meselaa;

Yemek yiyeceğim yerlerde kaşık çatal ve bıçakları silmek: Evet pek hoş bir takıntı değil gerçekten, diğer insanlara vebalıymış gibi davranmak anlamına gelen bu takıntımdan ben de pek hoşlanmıyorum ve kurtulmaya çalışıyorum, yavaş yavaş bunu başardım da.. Azimli kızın hali başka 🙂

Sonraa, telefonumun alarmını kurduktan sonra (özellikle kesinlikle erken kalkmam gereken durumlarda) defalarca kontrol etmem! Kendi kendine güvenmeyen septik insan= ben 🙂

Evin kapısını çekip kilitledikten sonra tekrar açıp ocağı, kapıları, ütüyü vs. defalarca kontrol etmem..

Sıkıldığımda bir şarkıya yüz kez baştan sona mırıldanmam, hem de etrafımda neler konuşuluyor, ne yapılıyor umursamadan, ayrı bir boyutta gezercesine 🙂 Ki bu arkadaşlar tarafından en çok dalga geçildiğim noktalardan biridir 🙂

Gerginken, sıkıldığımda vs. bacağımı bıkmadan usanmadan sallamaya, titretmeye devam etmem, biri beni “yeterrr!” şeklinde uyarana kadar..

Düşünsem daha da bulurum aslında.. Oha listeye bir bakın, takıntılar kraliçesi miyim, obsesif kompulsif miyim neyim ben? 🙂

Bir sabah kalktınız ve dünya da hiçbir insanın kalmadığını öğrendiniz. Ne yapardınız?

Ne mutlu olurdum sormayın!! Son zamanlarda bi gün olsun yalnız kalamadım, bi gün olsun kafamı dinlesem diye hayaller kurduğum günlerdeyim 😦 Özellikle çocuk tayfasından hiçbir canlı mümkünse yaklaşmasın bana, görmek bile istemiyorum://

Dünyada kimse kalmasa Büyük Ada’ya gider (Tabi kimse kalmayınca ne ile nasıl gideceğim orası meçhul ama 🙂 ) sahilde tüm gün sessizce güneşlenirdim. Ayy ne güzel..

Dünyayı dolaşmak isteseydiniz, ilk hangi ülkeden başlardınız? Ve neden?

Londra’dan başlardım. Birçok yabancı dil öğrencisinin de benim gibi düşündüğüne eminim, hele lisede ne hayaller kurardık 🙂 Sisli, bulutlu bir gökyüzü, Ortaçağ’dan kalma gotik binalarıyla İngiltere gerçekten ilgimi çekiyor..

İtiraf edin, prens /prensese dönüşür tesellisiyle, kaç kurbağayı öptünüz?

Yok artık:/ Bu soruyu yazan kişi ne içtiyse ben de ondan istiyorum 🙂 Kurbağa öpülür mü bee 🙂

En son yaşadığınız küçük düşürücü, unutamadığınız bir olay?

Bi düşüneyim.. Öyle çok utanç verici bi şey yaşamadım ama dersanemizin en taş çocuğunun arkasından “Oyy ne çocuk yaa üff!!” falan diye konuşurken çocuğun arkamızdan çıkıvermesi beni epey utandırmıştı. O da güldü neyse ki 🙂 Sonra bi takıldık baya baya salakmış ya bu çocuk, tüm hayranlığımız boşaymış resmen 🙂 Allahımm oppalarımız da böyle değildir değil miii:/ Düşünsenize Kore’ye gidiyorsun, bi dizi çekimine denk geldin, Lee Min Ho ile tanıştın ve çocuk yukarıda bahsettiğim oğlan gibi her şeye gülen şebek bi tipmiş falan.. Ayy yok artık beee 🙂

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey?

Cep telefonum, cüzdanım, akbilim 🙂 (öğrenciyiz abla napalım 🙂 )

Hayatınızın bir kitap/film olmasını isteseydiniz, hangi kitap/film olurdunuz?

Kitap olarak Jane Austin’in Pride and Prejudice‘ini (Aşk ve Gurur) seçerdim. Hayat onlara güzel her gün bi balo bi davet, kızlar zengin bi koca bulmaktan başka bir şey düşünmüyorlar. Özeniyorum bu aralar valla 🙂

Film olaraksa, My Sassy Girl‘ü seçerdim. Her nazıma katlanan, ne yaparsam yapayım benden vazgeçmeyen ve beni anlayan bi sevgili.. Biraz şapşal ama olur o kadar 🙂 Rüya gibi yani..

En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak, kendi gezegenine götüreceğini öğrendiğinizde ne yapardınız?

Ay ne kadar mutlu olurdum anlatamam 🙂 Bu aralar bu gezegeni terk etme itiyacım hat safhada, o arkadaş ilaç gibi gelecek bana 🙂

İsviçre’li bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı deneyen ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra ilk yapacağınız şey nedir?
Dünyayı dolaşırdım herhalde.. Nasılsa görünmezim yol masrafı yok yemek masrafı yok ekmek elden su gölden hayatımı yaşarım anasını satim 🙂

Bir mim yazısının da böylece sonuna geldik sayın okurlar.. Yakında, bloğuma daha sık uğrayabileceğim günlerde yine görüşmek üzere.. Esen kalın, mutlu kalın.. Mutlu olmak için öyle büyüüük sebepler aramayın. Kendi yatağınızda uyumanız, kendi dolabınızı açmanız bile sizi mutlu etmeye yeter inanın bana..

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: