Kategori arşivi: spoiler

“Love Shuffle” yok böyle karmaşa^^

geçen sene izlediğim son Japon dizisinin ardından “bu son, bir daha asla Japon dizisi  izlemeyeceğim” demiştim.. büyük konuşmuşum. asla “I am Sorry I Love You” ya da “Secret Garden” kadar sevebileceğim bir Japon dizisi izleyeceğimi de ummazdım.. yine yanlış düşünmüşüm..  Love Shuffle tüm önyargılarımı kırdı. öncelikle buradan bu diziyi izlememe neden olan hikaru, chibi, winpohu ve lee‘ye teşekkür edip bu uzun yazıma başlamak istiyorum 🙂

Love Shuffle gerçekten tam tadında bir dizi. içinde hem komedi var hem romantizm, bir de arada gerilim dolu olaylar giriyor işin içine.. her bir bölüm göz kapayıncaya kadar geçiyor adeta. bir de bu güzel senaryonun üstüne birbirinden yetenekli, güzel ve yakışıklı oyuncular da karşımıza çıkınca insan kendisini kaptırıveriyor işte.. bu arada buradan itibaren SPOILER vereceğim, dikkat!! çünkü bu dizi hakkındaki tüm yorumlarımı paylaşmak istiyorum 🙂 diziyi izlememiş olanların yazının gerisini okumamalarını tavsiye ediyorum..

hikaye oldukça lüks bir apartmanın aynı katta oturan 4 sakininin asansörde mahsur kalması ile başlar. nişanlısının babasının şirketinde bölüm şefi olan Usami Kei, fotoğrafçı Sera Ojiro, çevirmen Aizawa Airu ve psikiyatr Masato Kikuta asansördeki kaldıkları o kısa süre içerisinde sohbet etmeye başlarlar ve hiçbirinin aşk hayatının yolunda gitmediği gerçeği ortaya çıkar.. ve Kikuta’nın aklına inanılmaz bir oyun gelir: Love Shuffle! yani nam-ı diğer: Aşk Karmaşası.. her hafta bir çift çıkacak ve hangi tercihlerinin kendileri için daha doğru olacağına karar vereceklerdir.. tabi dizideki 8 kişi de birbirinden renkli ve değişik karaktere sahip olunca bu karmaşa daha da karmaşık bir hale gelecektir elbette 🙂

hikayemizi anlatmaya başladığıma göre baş kahramanımızdan söz etmezsem ayıp olur şimdi. şapşal mı şapşal, tatlı mı tatlı, dünyanın en merhametli en romantik insanı Kei kendisi.. her zaman yakışıklı jönlerden yana olduğumu düşünürdüm fakat Kei bu fikrimi de çürütmeyi başardı. bu kadar değişik tepkilere, yüz ifadelerine sahip bir çocuk olamaz 🙂 ayrıca kendisi diziyi komediden sıyırıp daha gerçekçi bir çizgiye taşıyan kişidir kesinlikle.. her ne kadar dizi boyunca “Mei Mei” diye keçilik etse de doğru kararı verecektir en sonunda 🙂 ah o Mei yok mu, beni deli etti zaten! bu kızımız daha ilk bölümün ilk sahnesinde Kei’den ayrılıyor fakat Kei onu bir türlü bırakmıyor, bırakamıyor.. tabi bunda Mei’nin babasının şirketinde çalışmasının da bir payı olabilir ama Kei bu kıza gerçekten bağlıydı.. hele Reiko onu odasına attığında ne yapacağını şaşırması falan çok komikti, fırsatını bulur bulmaz topukladı zaten garibim 🙂

açıkçası ben Mei’nin amacını da tam olarak anlayamadım. çocuğun değişmesini, eski günlerdeki gibi olmasını istiyor, e sonra çocuk işten ayrılıyor, “sana layık olacağım, hayali olan bir iş bulacağım diyor” kız bu sefer de “geleceğimizi düşünmüyor musun” diyor.. ben en baştan demiştim, bu kız Kei’den ayrılmayı kafasına koymuştu bir kere.. sonunda kendisiyle uyumlu harika bir insanla kavuştu zaten 🙂

vee karizmatik, cool çevirmen Airu.. bu kızı daha ilk bölümden itibaren çok sevdim, belki de meslektaşım olmasındandır kim bilir 🙂  evet kendisi biraz fazla açık sözlü, hatta zaman zaman patavatsız olabiliyor ama bu tavırlar ona gerçekten çok yakışıyor. kendisi daha ilk bölümde asansörde Kei ile tartışmaya başlayarak onunla iyi bir çift olabileceğinin sinyallerini vermişti 🙂 sonra Kei’nin her başı sıkıştığında bu kızı araması bu ikiliyi hepten kanka moduna soksa da onların iyi bir çift olacağı daha bakışlarından belliydi, çok tatlıydılar.. Airu birçok özelliğiyle beni kendine hayran bırakmayı başardı. mesela bir bölümde kadın ofiste çeviri yaptıktan sonra patronu çevirisinde olumsuz bir tutum sergilediği için kendisine kızdığında “benim de duygularım var” diye patlamıştı kız. demek Japonya’da da çevirmenlerin görünmez olmasını istiyorlar, ülkemize has bir durum değilmiş bu, şaşırdım gerçekten.. ama Airu iyi cevap verdi, hıncımızı aldı işverenlerden 🙂

yukarıda görülmekte olan Reiko-san apartman sakinlerimizden değil, Ojiro’nun birlikte olduğu evli bir kadıncağız kendisi. oyuna girme sebebini de “kadın olduğumu hissetmek istiyorum” diyerek gerekçelendiriyor. yani kocasını sevmiyor kocası da onu aldatıyor zaten. ama ileride neler çıkıyor neler.. yani en rahat sandığımız kişi en entrikalı karakterlerden biri çıkıyor. bizim dörtlünün Reiko’nun kocasına yakalandığı kısım bi harikaydı, nasıl da korktular adamdan 🙂

Reiko’nun kocasının bu sahnedeki konuşması bana inanılmaz saçma gelmişti. yani çüş dedim resmen. tamam uzakdoğululardan her şeyi bekliyorum ama “aşk ve seks ayrı şeyler, ben karımı seviyorum bu yeter” demesi beni dumur etmişti. gerçi bu olay da dizinin sonunda mantıklı bir gerekçeye bağlandı, ben de rahatladım 🙂 kısaca Reiko’nun tek amacı bu güzel çocuklarla yatmak gibi görünmektedir. bizim çocuklar da çetin ceviz çıktı ama, Kei kaçtı, Kikuta yanlışlıkla geldi kadının evine.. kadın soyunmaya başlayınca da “ben bir şey söyleyeceksin sanmıştım, o yüzden geldim, gideyim artık” dedi. ben orada koptum zaten.. hay Allahım zavallı Kikuta o kadın bir erkekle konuşur mu hiç, kadın beden dilini kullanıyor işte anlasana 🙂

Reiko’nun hamile kalması olayı ise  beni ters köşeye yatırdı gerçekten. hiç düşünmemiştim böyle bir şeyi.. bizim çocuklar da şoka girdiler öğrenince, hepsi havaya falan bakmaya başladı çok komikti 🙂 ama yine bir tek  Kei’ciğim sahiplendi çocuğu.. ne lazımsa yaparım dedi.. tabi dizinin sonunda çocuğun gerçek babası da ortaya çıktı, ya çıkmazsa diye çok korkmuştum iyi oldu 🙂 sonuç olarak ben Reiko’yu çok sevdim. yüzündeki o tatlı gülümsemesi çok samimiydi bence. ayrıca kendisi aşk ve seksin farklı şeyler olduğunu düşünüyordu, ki ben de bunu çok zaman savunmuştum ve arkadaşlarım tarafından sözlerimin saçma olduğu iddia edilmişti.. alın işte tecrübeli kadın.. ondan iyi mi bileceksiniz 🙂

sırada yakışıklı fotoğrafçımız Ojiro var.. kendisi gamsızın tekiydi dizi başladığında, sonradan berduşlara döndü 🙂 fotoğraf çekme teknikleri bir harikaydı, kadınların en derin sırlarını yakalayıp onların ruhunun derinliklerine inmeyi başarması, ne kadar başarılı olduğunu gösteriyordu zaten. itiraf ediyorum dizinin başında Ojiro ve Kairi’yi hiç düşünmemiştim, çok alakasız iki çift gibi görünmüşlerdi bana, ama bu dizide kimse göründüğü gibi değil, sorun da bu zaten..

Ojiro, dizide kimi zaman dümdüz biri gibi göründü, kimi zaman da fazla derinlikli.. mesela Kairi’nin fotoğraflarındaki karaltıyı görünce verdiği tepki çok acayipti 🙂 onun gibi cool bir sanatçıdan beklemeyeceğim kadar korktu.. bu kısım bi harikaydı ama.. çok güldüm çook 🙂 yukarıdaki resimde de hala titriyor zavallı.. tuhaf kızı sardılar başına tabi, ben olsam ben de korkarım 🙂

siz bu kızın böyle güzel güldüğüne bakmayın kendisi bayağı tepkisiz bir insancık.. güzel sanatlar fakültesi öğrencisi Kairi, Kikuta’nın hastası. sürekli intihar ediyor, hep ölmek istiyor.. ölüm meleği Thanatos’u gördüğünü iddia ediyor ve 20. yaş gününde kendisinin öldüreceğini söylüyor. yani bunları Kikuta söylüyor, yoksa bu kız dizi boyunca hiç konuşmadı sayılır yani.. benim favori sahnem Kairi ile Yukichi’nin karşılıklı buz kıtırdattıkları sahnedir 🙂 utangaç, konuşmayı sevmeyen bu ikili iki çıkmalarında da sadece buz kıtırdattılar, zavallı Yukichi kızla sohbet etmeye falan çalıştı yazık ya 🙂 son bölümde de yine bu sahne çıkınca kahkahalarıma engel olamadım. bir de çocuk: “en yakın arkadaşımı kaybettim, sevdiğim kızı kaybettim” diye dert yanıyor kıza 🙂 zavallım benim 🙂

sağda görünen kişi sevgili Yukichi.. kendisi oldukça utangaç biri, ama çok zengin. şirketleri falan var. insanlardan rahatsız olduğu için gittiği mekanları kapattırıyor.. oyuna katılma sebebi ise Airu ile arasını düzeltmek.. ama Airu ondan en başta vazgeçmişti.. bu oyun en çok Yukichi’ye yaradı bence.. kendisine çok uygun bir kızcağız buldu o da..

son olarak gizemli psikiyatr Kikuta.. bu adam dizinin en tuhaf ve gizemli karakteri gerçekten.. daha en baştan kendisinde bir tuhaflık olduğu anlaşılıyor. çünkü amacı tam olarak belli değil. Kairi’yi tedavi etmek için oyuna girdiğini söylese de insan inanamıyor bir türlü. hele o yüzünden hiç düşmeyen gülümsemesi yok mu! ben hep “bir tuhaflık var bu adamda çıkar kokusu” diye düşünmüştüm, tabi senarist de böyle düşünmemiz için elinden geleni yapmıştı orası ayrı.. ama böyle çıkmadı. iyi de oldu. bence Love Shuffle’a böyle kötü bir karakter yakışmazdı zaten.. ama bizi kötü olduğuna inandırdı..

havuz başında Kairi’nin yanına gittiği gün kendi hikayemi yazmıştım ben.. Thanatos Kikuta’ydı. Kairi’yi ölmesi için ikna ediyordu. tabi bunun da bir sebebi vardı.. Kairi ölünce eski sevgilisine benzeyen Ojiro aşk acısı çekecek ve Kikuta da onu teselli edecekti..

işte Ojiro’ya benzeyen eski sevgili.. işte bu sahne beni resmen dumur etti, ağzım açık kaldı diyebilirim. tamam ben de eski sevgilinin gruptaki erkeklerden biri olduğunu anlamıştım bu barizdi, ama bu çocuk.. çok korkunç! tatlı Ojiro’yu nasıl bu hale getirmişler.. tuhaf bir peruk, o gözlükler ve sanırım diş telleri.. ıyyk! ve bu resmi gören zavallı Airu ve Kei’nin yaşadığı travma! anlatılmaz yaşanır cinstendi..

hele ki tüm bu olayların sonrasında Kikuta’nın Ojiro’nun dibinden ayrılmaması, “seni hiç yalnız bırakmayacağım” demesi şüphelerimi güçlendirdi. bir de o attığı kötü adam kahkahası yok mu! hala kulağımdan gitmiyor 🙂 iyi rol yapmış kısacası helal olsun..

tabi hiçbir şeyin görüldüğü gibi olmadığı ortaya çıkıyor sonra.. ama benim hala anlamadığım bir şey var. o gün havuz kenarında Kairi neden Kikuta’ya “Thanatos” dedi. yoksa Kikuta’nın o an söylediği cümle mi kıza Thanatosu hatırlattı? cevabımı da verdim ama hala meraktayım bu konuda..

tamamen ideal çiftini bulma amaçlı bu oyunda ideal dostunu bulanlar da çıkmadı değil 🙂 tabiki Yukichi’den bahsediyorum şu an.. Kei’ye amma bağlandı, Kei de onu sevdi ama.. ikisi çook tatlıydı ya, Yuki’nin Kei için Mei’yi takip etmesi falan harikaydı.. hele Ojiro’nun telefonuna taktığı Tara-chan süsü 🙂  amacı Mei ile ikisinin konuşmalarını dinlemek tabi..

bir de tuhaf tekerlemeleri vardı bu ikilinin.. bir de işin komik yanı ikisi de birbirlerinin sevgililerine yazıyor ve ikisinin de bundan haberi yok 🙂 dostlukla aşk arasında kalsalar da hepsi o kadar olgun ki tüm sorunlarını hallettiler.. (hele Kei, dizinin sonunda yaptıkları inanılmazdı, kimse böyle bir şey yapmaz kesinlikle.) hatta birbirlerine yardım etmeye falan çalıştılar. Kei’nin “ya Mei soyunursa?” sorusuna Yuki’nin “üşüyeceksin, üzerini giyin derim” demesi bir harikaydı.. tebrikler tara-chanlar 🙂

ve bu ikili.. insan daha ilk bölümden bunların nasıl ideal bir çift olduklarını anlıyor.. öyle tatlılar ki.. öyle mıç mıç sıkıcı bir ilişkileri yok, birbirlerini iğneliyorlar, dalga geçiyorlar ama ihtiyaçları olduğunda hep yanlarında birbirlerini buluyorlar.. belki de bu yüzden çok yakışıyorlar.. ama son bölüme kadar insanı deli ediyorlar orası ayrı..

aah ah zavallı Kei’m ya.. çocuk zaten kıza meyilli, resmen duygularıyla oynadılar bu sahnede.. hadi diğerleri makara yapmak istiyor, ya sen aptal Airu! “diğer hayatımızda buluşuruz” diyen ağlamaklı çocuğun duygularını göremiyor musun?? amma kızmışım ben de ha.. Kei bile bu kadar kızmamıştı 🙂

bu diziyi sevmemin en büyük sebeplerinden biri de yazımın başında da belirttiğim gibi komedi dışında birçok yerinde insanı düşündürmesi, “vay be” deditmesi oldu. tabi bu görev genelde Kei’ye verilmişti dizide. politikacı olmaya karar verdiğinde meydanlarda söyledikleri nasıl doğruydu.. seçim sürecindeki ülkemizde hergün bir sürü seçim propagandası dinliyoruz, hiçbiri bana bu kadar hitap etmemişti. hele ki bu sene mezun olacak olan bir üniversite öğrencisi olarak işsizliği, torpili, geleceğin belirsiz oluşunun verdiği ağırlığı böylesine içten ve doğru anlatan birini daha görmemiştim.. sonra, yine Kei’nin hayali olan bir meslek araması veee bulamaması 😦 malesef gerçekti yine.. hepimiz zorunlu bir şeyler okuyoruz, hangimiz mesleğimizin bir ideali olduğunu düşünüyoruz. onda birimiz belki..

vee tabi ki Kei’nin “uso da to itte yo, Joe” repliği.. resmen bayıldım.. hele her sahnede Joe kısmını başka birinin söylemesi acayip komikti.. artık her başım sıkıştığında bende sevgili Joe’ya sitem ediyorum.. teşekkürler Kei 🙂 ayrıca bu repliği “yapma be, Joe” şeklinde çeviren çevirmen arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. çok güzel olmuş, tam oturmuş..

dizideki tavşan kaplumbağa hikayesi de çok güzeldi. Kore dizilerindeki gibi Japon dizilerinde de semboller görmek iyi oldu.. ah be Airu, hayatımızda ne tavşanlar var, tekmelemek istiyoruz, uyandırmak istiyoruz ama tık yok, ve ne kaplumbağalara dönüp bakmıyoruz.. yalnız değilsin, merak etme..

elbette dizinin şarkısı “fantasy”den de söz etmezsem olmaz şimdi.. harika bir şarkı, sanırım başka bir hiçbir OST bu kadar yakışamazdı diziye.. sürekli dinliyorum bu aralar, bıkacak gibi de görünmüyorum 🙂

amma uzun bir yazı oldu ha.. sonuna kadar okuyan olur mu bilmiyorum artık 🙂 bu diziyi çok sevdim kısacası.. bana en önemli katkısı Japon dizilerine olan ön yargımı kırması oldu.. ne “Hana Kimi” gibi salt komedi, ne de “A Litre of Tears” gibi salt dram çıktı.. tam tadındaydı.. darısı yeni Japon dizilerinin başına artık.. güzel tavsiyelere açığım bundan sonra 🙂

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: