Blog Arşivleri

Bloğumun Yıldönümü ve 3’ü Bir Arada Mim..

Bugün bloğumun yıldönümüymüş, kardeşim hatırlatmasa bu yoğunlukta hayatta aklıma gelmezdi herhalde 🙂 Ama iyi ki de hatırlatmış.. Blog sayesinde ne kadar tatlı arkadaşlar edindiğimi, başkaları tarafından tuhaf bir alien olarak görülsem de beni anlayan insanlarla bir şeyler paylaşabilmenin ne güzel bir his olduğunu bir kez daha hatırlamış oldum.. Geçen sene bugün sevgili Nilü sayesinde içine girdiğim blog aleminde ilk yazımı yazmışım, 2. 3. yıllarda da yeni yazılar yazmak, sizlerle yorumlarda buluşmak dileğiyle.. Farklı olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu burada sizinle birlikteyken daha iyi anlıyorum, beni yalnız bırakmayan, samimi bir şekilde içini açan, her konuda yorumlarını, güzel sohbetini eksik etmeyen tüm arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ediyorum..

O zaman yazacağım bu mimi de yıldönünümüze ithaf etmiş olayım 🙂 Sevgili Mydestiny bana 1 değil 2 değil tam 3 mim bir arada göndermiş 🙂 Bu mimi görünce aklıma “Nescafe bile 3’ü bir arada ben hala yalnızım” esprisi geldi ama hemen aklımı başıma toplayıp yazmaya koyuldum 🙂 Hazırsanız başlayalım..

Mim I – En Sevilenler

1- En sevdiğin şeyler nelerdir? Nelerden hoşlanırsın?

Dondurma yemek, ailenin dondurma canavarıyım denebilir 🙂 Film izlemek vazgeçilmezim, eksikliği hemen hissedilir bünyemde. Sonraa kafa dengi insanlarla oturup sohbet etmek, iki yüzlü değil samimi olduklarını bilerek içimi onlara açabilmek.. Her şeyden ziyade bir parça huzur.. Ne yaparsam yapayım huzurlu olmak isterim, yoksa ne yaptığımın da bir önemi yok aslında, kafam bir şeye takılmışsa zaten ne yaparsam yapayım ben ben olamam.. Son olarak yazmak.. Şiir, hikaye, blog, ufak notlar.. Yazmak bazen konuşmaktan çok daha fazla rahatlatıyor insanı..

2- Bilgisayarda vaktini nasıl geçirirsin?

Geçen seneye kadar blog okumuyordum ve bilgisayarda yaptığım şeyler şunlardan ibaretti:

– Ödev yapmak, çeviri yapmak, sunum hazırlamak

– Youtube videolarını bol bol taciz etmek. Ft Island konserleri araştırmak, indirmek, arşiv yapmak

– Çeşitli sitelerden alt yazılı diziler bulmaya çalışmak (önceden çok zor bulunuyordu diziler, Türkçe alt yazı bulmak falan hayal gibiydi 🙂 )

– Ekşi sözlük okumak.

Geçen seneden itibaren ise bloglar hayatıma girdi ve:

– Blog yazmak

– Blog okumak

– Hikaye yazmak

– Blog hikayelerini okumak

Vs. vs. gibi şeyler de aktivitelerim arasına girdi 🙂

3- En sevdiğin filmler?

– Titanic

– Shutter Island

– Oldboy

– Madhouse

– Scent of a Woman

– Antique Bakery

– Turn Left Turn Right

… Daha da onlarcası yazılır buraya en iyisi kısa kesmek 🙂

 4- Şu sıralar almak istediğin şey?

En son güzel bir harici bellek almak istiyordum ama sağolsun ablacığım doğum günümde almış bana Toshiba 1 TB, pek bi sevindim 🙂 Ama isteklerim bitmiyor tabii ki.. Güzel bir laptop, Donna Karan NY elmalı parfüm, mümkünse tüm Ft Island albümleri.. falan filan olsa iyi olurdu işte 🙂

 5- Şu sıralar ne dinliyorsun?

Yeni bitirdiğim Scent of a Woman’ın müziklerini dinliyorum bu aralar. Tatlı Junsu’dan You are So Beautiful iyi gidiyor.. Sonraa, Ft Island Grown Up albümü her daim playlistimde.. Türkçe şarkılardan da Burcu Güneş’in Oflaya Oflaya şarkısını sevdim, onu dinliyorum ara ara..

 Mim II – Sordum Cevapla

1- Hayatın bir filme çekilse adı ne olurdu ve hangi müzikler yer alırdı?

“Umudunu Yitirme” olurdu herhalde. Her hayal kırıklığında “Bu da mı gol değil!” diye isyan etsem de kendimi toparlamayı başarıyorum sanırım.. Ya da bana öyle geliyor kim bilir..

Fon müziği ise Oldboy-Searchers olurdu..

 2- Bir şeyleri değiştirmeye gücün olsa neyi değiştirirdin?

Hayatımdaki birkaç şeyi.. Onlar da bana kalsın..

 3- Seni en çok etkileyen sinema sahneleri nelerdi?

– Oldboy’daki kutu açma sahnesi, Dae Su’nun aile albümünü görmesi..

– Scent of a Woman’daki tango sahnesi. Al Pacino bi harikaydı..

– Piyanist’te Alman subayının Szpilman’a piyano çaldırdığı sahne..

 4- Yaşadığın şehir bir günlüğüne yalnızca sana tahsis edilse ne yapardın?

– İstiklal Caddesi’ni turlardım, bomboşken. Hiç insansız düşünemiyorum o uzun caddeyi, birine çarpmadan yürümeyi düşünmek bile tuhaf 🙂

– Boğaz Köprüsü’nü yürüyerek geçerdim, tek başıma, tek bir araba ve insan olmadan..

5- Şu sıralar takip ettiğin diziler nelerdir?

 – Suskunlar. Çok heyecanlı gidiyor valla, izlemeyenler hemmen başlasın derim 🙂

– Protect the Boss. Daha dün başladım, nasıl gidecek merak ediyorum..

– Two and a Half Men. Ahhh Walden 🙂

 Mim III – 5N1K?

 Kim?

Ben…

Nerede?

… Güney Kore’de

Ne Zaman?

… En kısa zamanda

Nasıl?

… En ön sıradan

Ne?

… Ft Island konseri izlemek istiyorum

Neden?

… Seviyorum ulennn 🙂

Reklamlar

en güzel dizi OST’ları^^

Kore dizilerini sevme sebeplerimden en büyüğüdür müzikleri.. insanlar bu dizi işini gerçekten ciddiye alıyorlar, bir dizi için OST albümleri çıkıyor ki her  bir şarkıyı en iyi, en popüler şarkıcılar söylüyor.. ee hal böyle olunca bize de diziler bitse de yıllarca şarkılarını dinlemek kalıyor.. bizim en çok rating alan dizilerimizde bile bir şarkı yok doğru düzgün.. aşk-ı memnu bile iki sezonu şarkısız bitirdi, başkalarının şarkılarından otlandı pess 🙂

her neyse, onca şeyi yazmışken sevdiğim dizi OST’larını da yazayım dedim buraya. belli bir sıraya koymuyorum.. hepsinin yeri ayrı benim için..

SECRET GARDEN- APPEAR

sabahın köründe kalkıp 8.45 dersine yetişmeye çalışırken, üstüne üstük ağzına kadar dolu tramvayda ayakta kalma savaşı verirken bu şarkı imdadıma yetişiyor 🙂 tüm bunlara rağmen beni anında mutlu ediyor, yüzüme kocaman bir gülümseme konduruyor, sonra insanlar delirmişim gibi bana bakıyor 🙂 kısacası Secret Garden işte, şarkısı da kendisi gibi eşsiz, kelimeler yetersiz kalıyor onu anlatmaya..

BOYS OVER FLOWERS- BECAUSE I AM STUPID

boys over flowers diyince benim aklıma bu şarkı geliyor nedense.. bu dizinin tüm şarkıları tartışılmaz bir harika ama bu şarkı diziyle özdeşleşmiş bence.. özellikle ilk 15 bölümde dizinin sonlarında bu şarkının çalması çok hoştu, daha sonra SS501’in başka bir şarkısıyla bitmeye başladı dizi, ben pek alışamamıştım bu duruma.. kısaca, çoğumuz bu şarkıyı romantik kemanıyla gözyaşları döken Yoon Ji Hoo ile özdeşleştiriyorsak da, bence bu şarkı dizinin en güzel şarkılarından..

MY GIRLFRIEND IS A GUMİHO- LOSING MY MIND

hani yukarıda bahsettiğim tramvayda ost dinleyip gülme olayı var ya, işte bu  şarkı da o olaya örnek gösterilebilir diyorum.. çok canlı, çok tatlı, tam diziye yaraşır bir OST olmuş. üstüne üstük bir de Lee Seung Gi tarafından söylenmiş, ee daha ne olsun 🙂

MY GIRL-SANG EO REUL SA RANG HAN IN EO

my girl’ü o komedi havasından sıyıran güzel müziklerden bu da.. never say goodbye gibi şarkıların yanında iyi geliyor insana.. romantizmi hissettiriyor gerçekten..

GOONG- PARROT

bu şarkıyı yüzlerce kez dinledim denebilir. Howl’u zaten çok severim, bence Kore’nin en güzel sesli şarkıcılarından kendisi. adam bir de böyle romantik bir şarkı söyleyince insan mest oluyor.. Goong’un tüm şarkıları güzel olsa da bu şarkı favorim..

YOU ARE BEAUTIFUL- STILL

aslında bir açıklama bile yapmama gerek yok, ortada bir dizi OST’u var ve onu Hong Gi söylemiş, tamam konu kapanmıştır 🙂 şaka şaka bir şeyler söyleyeyim, benim you are beautiful sevgim zaten malum, bu şarkı da diziye gerçekten çok yakışmış, hele 5. bölümde  Anjell’ın sahnede söylemesiyle bu şarkıya hasta olmuştum denebilir. ama Hong Gi başka.. ondan dinlenmeli..

HANA YORİ DANGO- LOVE SO SWEET

çok az Japon dizisi izlemiş olsam da izlediklerimin içinde en güzeli tartışmasız Hana Yori Dango idi. onunla ilgili söyleyeceklerimi ileride yazacağım uzun uzun ama OST’ların içine onun ikinci sezonunun bu güzel şarkısını koymadan edemedim. ilk sezon şarkısı “wish”den daha çok beğendim ben bu şarkıyı.. “this song is so sweet” diyorum o zaman 🙂

A LOVE TO KILL- DREAM

A Love To Kill’i uzun uzun anlatmak isterim aslında, gerçekten harika bir dizi kendisi. dizi bir kenara daha o açılışındaki Bok Gu’nun Eun Suk’un başına silah dayadığı kısım bile çok güzel, ama o sahneyi güzelleştiren en büyük etmen bu güzel şarkı..

BOYS OVER FLOWERS- SOMETHING HAPPENED TO MY HEART

bu dizinin 15. bölümden sonrasını pek sevmem aslında. bence seyri değişip akışı bozulan dizilerden kendisi. ya da diğer bölümleri o kadar güzel ki bana öyle geliyor belki de 🙂 fakat bu şarkı bahsettiğim 15. bölüm sonrasında çalan şarkılar arasında en güzeli şarkı bence. insana diziyi bıraktırmıyor bir türlü. hele Jan Di’nin kendini havuza attığı sahnede çalması bir harika olmuştu..

FULL HOUSE- UN MYUNG

öncelikle belirtmeliyim bu diziyi hiç sevmiyorum. benim ilk Kore dizisi hüsranımdır kendisi. hatta beni bir süre Kore dizilerinden soğutmuştur. tabi Playful Kiss’ten sonra değerini biraz  anlamadım ama her neyse 🙂 ama bu şarkı çok güzel. zaten Full House’u izleten üç sebep: ev+Rain+OST 🙂 bu kadar.. ama ben bu şarkıyı kimin söylediğini bulamadım. Rain söylüyor gibilerinden söylentiler var ama ben pek inanmadım açıkçası..

WINTER SONATA- FROM THE BEGINNING

ilk göz ağrım Winter Sonata’mın OST’u.. insanı kalbini acıtabilecek güze sahip bir şarkı.. dizi bitse de şarkının etkisi asla geçmiyor.. belki de diziden daha ünlüdür bu şarkı, çünkü diziyi her izleyen ilk şarkısından bahsediyor.. Wınter Sonata’nın da tüm şarkıları güzel olsa da bu şarkının yeri apayrı..

I AM SORRY I LOVE YOU- SNOW FLOWER

bunu eklemesem olmazdı tabiki.. bi tanecik misamızın bi tanecik OST’u daha ne diyeyim.. hele son bölümde bu şarkının bir kadın şarkıcı tarafından söylenen versiyonu çalıyor ki uuf bir hafta ağlamaktan yataktan çıkamaz insan.. o kadar diyorum..

PERSONAL TASTE- MY HEART IS TOUCHED

Kore dizilerinin bitişlerde çalan şarkıları hep çok güzel oluyor. bu şarkı da öyle.  Seeya zaten “Crazy Love Song’ ile kalbimi çalmıştı, bu şarkıyla birlikte kendisini daha da sevdim..

MARY STAYED OUT ALL NIGHT- HELLO HELLO

yazık olmuş OSTlardan bu güzel şarkımız da. çünkü kendisi sadece 3 bölüm boyunca çalabildi dizide. o da Moo Kyul bu şarkıyı 14. bölümde tamamladığı için malesef. kendisini dizinin main OSTundan daha çok sevdim, tabi burada Jang Geun Suk faktörünü de görmezden gelmemek lazım 🙂

STAIRWAY TO HEAVEN- BOGOSHIPDA

Korenin en ünlü dizi OST’uymuş bu şarkı. diziyi izledikten sonra öğrendim. tüm şarkıcılar bir kez söylemişler sahnede kendisini. yakışır.. böyle romantik, böyle güzel şarkı söylenmeli zaten.. helal olsun Kim Bum Soo..

SHINING INHERITANCE- LOVE IS PUNISHMENT

zavallı Hwan’cığım o soğuk nevale kız yüzünden sürekli aşk acısı çekmekte ve o sahnelerde de bu romantik şarkı çalmaktaydı.. çok duygusal bir şarkı, diziye iyi gitmiş gerçekten..

I AM SORRY I LOVE YOU- MA JI MAK SUN TAEK

belki tam olarak bir OST değil bu güzel melodi, ama hayatımda duyduğum en acıklı parça.. hala her duyduğumda gözlerim dolar.. hele misanın son bölümünde Moo Hyuk’un çocukluğundan itibaren hayatı gösterilirken çalması ağır darbe olmuştu benim için.. diziyi sevme nedenlerimden biri..

ON AIR- ONE WORD

itiraf ediyorum ben bu diziyi izlemedim 🙂 ama OST’unu çok seviyorum, kendisi bir harika.. acaba neden?? çünkü çok tatlı biri tarafından söylenmiş.. bir dinleyin bakalım 🙂

şu an aklıma gelenler bunlar.. daha belki bir çok OST vardır böyle şu an unutmuş olduğum. olsun onları da yazarım, şimdilik bunları dinleyelim:)

neler izledim, neler yaptım?

“Neden Koreliler, ne var bu insanlarda” diye soruyor herkes. şimdi en azından Türkiye’de bir “Kore dalgası” var yayılmakta olan. 3-5 yıl önce herkes hepten uzaylı gibi bakıyordu “ben bayılıyorum onlara” deyince:) neyse ben nasıl başladım peki? çoook önceden Türkiye’de de yayınlanmış olan “winter sonata” dizisiyle başlamış olduğum söylenebilir. onları tanıdım sevdim falan filan işte.. sonra ise yine choi ji woo’nun – ki o var diye izlemiştim- “stairway to heaven” dizisini izledim ve izleme sürecim de epey sancılı olmuştu çünkü o günlerde bu dizileri İngilizce alt yazı ile bulmak bile imkansız gibi bir şeydi. şimdi her yer Türkçe altyazılı dizilerle dolu:) bu diziyi izledikten sonra günlerce etkisinden kurtulamadığımı hatırlarım. herkese de tavsiye ederim. gerçi bilmiyorum şimdi izlesem yine bu kadar severmiyim ama bende etkisi çok fazladır, yeri de çok farklıdır..

daha sonra da onlarca dizi izledim hepsini tek tek saymayayım şimdi, onlara ayrı sayfa açarım. bende en derin etkiyi bırakan, 3 kez izlediğim ve dördüncüyü de izlemeyi düşündüğüm dizi elbette ki misadır yani daha çok bilinen adıyla “i am sorry i love you”. günlerce etkisinden kurtulamamıştım ki hala bende etkileri kalmıştır. ne zaman yol kenarında mendil satan kimsesiz bir çocuk görsem, ne zaman bir hastanede genç bir hasta görsem aklıma hemen moo hyuk gelir.. o bir dizi değil hayatın ta kendisidir belki de..

kısaca ben Koreseverleri ikiye ayırırım, misayı izleyenler ve izlemeyenler.. ve her zaman şunu söylerim: her canlı ölmeden önce bir kez olsun onu izlemelidir…

beni kore dünyasına daha da bağlayan, çok ama çok sevdiğim bir diğer dizi de bof yani biricik f4ümüzü bizlere bağışlayan “boys over flowers” tır. defalarca izledim yine izlerim. gu jun pyo yu bu aralar feci özledim mesela artık çıkıp gelse bir yerlerden fena olmaz değil mi?:) her ne kadar playful kiss teki oyunculuğundan nefret etmiş olsam da kim hyun jung’u ve onun eşsiz gülümsemesini de bu dizide çok sevmiştim ne yalan söyleyeyim. son olarak küçük afet kim bum’da beni bağlamıştı resmen kendine.. aah ah böyle bir f4 göremedim hiç bir okulda malesef, dizilerde kaldı güzelim çocuklar:) bu dizide sevmediğim tek unsur ise itici hareketleri, gıcıklıkları ve hiç bir şeyi beğenmeyen prenses edalarıyla dizideki çocukları parmağında oynatan geum jan di oldu. hana yori dango daki o tatlı makino nun yerine nasıl bu kızı koymuşlar hala anlamadım. kesinlikle dizideki karakteri anlamında yanından bile geçemez bence.. neyse kısaca sevdim ben bu çocuklarııı:))

hmmm, düşünüyorum neler izledim diye çünkü o kadar çok şey vardı ki aklımda yazmadan önce.. buldumm, birçok bloger arkadaşımın kesinlikle sevmediği, benimse çok ama çok sevdiğim, bitince çok üzüldüğüm “bu dizi 20 bölüm olmalıydı” şeklinde isyan ettiğim güzel dizim “you are beautiful” da favoriler listemdedir her zaman.. zaten iflah olmaz bir jang geun suk hayranı olduğum için başlamadan aylarca önce beklemeye başlamıştım bu diziyi. beklediğime de değdi. konu biraz saçma, tutarsızlıklar çok ama karakterler, espriler konu o kadar hoş ki es geçiyor insan tüm olumsuzlukları. dünyanın en sorunlu insanı tae kyung birden sevgilisi olabiliyor insanın.. o ki deniz ürünü alerjisi, klostrofobi, kendisine dokundurmama, simetri takıntısı, gece körlüğü vb. bir sürü tuhaf rahatsızlığa sahip, ama en büyük hastalığı herkesin sadece kendisini sevmesini istemesi.. bunun için de her şeyi yapıyor zaten.. ilginç saç modelleriyle de bu tuhaflıklarına tuhaflık katıyor.. kısaca ben bu dizide harika bir oyunculuk gördüm jang geun suk’ta. mary stayed out all night dizisini de biter bitmez izlemiş olsam da bu dizi you are beautifuldaki güzelliği veremedi bana. olsun ben yine beklerim, ama kendisi çok bekletiyor insanı, yılda bir dizi ancak çekebiliyor ama ne yapalım.. sırada “you are my pet” filmi var. bekleyişe devam:)

bu anlattığım dizilerin arasında da onlarca dizi ve film  izledim ama onları aklıma geldikçe yazacağım. şimdi ise son gözdem “secret garden” dan bahsetmek istiyorum. şimdiden nasıl özledim ya resmen hyun bin de gitti bir tuhaf oldum.. neyse duygusala bağlamadan devam edeyim.. ben bu diziyi çook sevdim. tatlı kim ju won’u, bi tanecik oska’yı, yakışıklı çıtır tae sun’u.. hatta ju won un annesini bile o kadar yani anlayın.. korede insanlar o parlak mavi eşofmanla  geziyorlar şimdi sokaklarda ne güzel, burada da satılsa da alsak.. hatta oska çorapları da satılsa.. neyse imkansız şeyler işte.. bu kadar komik, sıcak, samimi bir dizi ancak 3-5 yılda bir çekilir bence.. ilk bölümlerdeki ruh değişimi sahnelerindeki o komediyi hiç bir yerde görmedim desem yeridir. katıla katıla güldüm yarıldım yıkıldım hatta:) hele ju won’un oska ona dokundukça ciyak ciyak bağırması, ra im yönetmene sorry deyince ju won’un şokla ve o tiz ötesi sesiyle ra im’e çıkışması.. tam bir komediydi.. henüz izlemeyen varsa kesinlikle kaçırmasın derim. son bölümlerdeki o duygusal sahneler ise abartılmadan, dozunda öyle güzel ayarlanmış ki insan tamam işte diyor dizi böyle olmalı.. neyse hyun bin çabuk gelsin de böyle hoş bir dizi daha çeksin diye umuyorum şimdilik..

şimdilik benden bu kadar. daha ilk postumda yoruldum resmen:) anlatacak çook şeyim var.. daha sonra ayrıntılı olarak yazacağım hepsini.. dersler ödevler beni bekliyor.. malesef..

%d blogcu bunu beğendi: