Blog Arşivleri

A Tale of Two Sisters: psikolojik gerilim sevenlere..

bol güneşli güzel bir perşembe gününden herkese selamlar.. öncelikle her zamanki gibi kısaca gündemimi paylaşmak istiyorum. sonra esas konuya geçeriz 🙂 geçen cuma itibariyle mezun oldum. tuhaf bir duygu gerçekten, insan okula başlarken hiç bitmeyeceğini düşünüyor. ama öyle değilmiş.. neyse konuyu değiştirelim.. Jang Geun Suk’un yeni filmi “You Are My Pet”in çekimlerine başlandı sonunda. bir ara bu film hiç çekilmeyecek sanmıştım. Jang saçlarını kestirmemiş evet, ama malesef yapacak bir şey yok 😦


sonraa, “You Have Fallen For Me”nin 5. bölümü yayınlandı. konusu gidişatı hakkında pek bir bilgim yok ama biter bitmez izleyeceğim.. “Muscle Girl”ün ise son üç bölümünün çevrilmesini bekliyorum yoksa Japonca izlemek zorunda kalacağım ve kötü olacak 🙂 son olarak Ft Island’ın Japonya konserinin biletleri tam 10 dakikada tükenmiş 😦 Japonlar’ın bu Koreli ünlü takıntısı hiç bitmeyecek sanırım. Hallyu Wave en çok oraya vurmuş. kıskançlığımı daha fazla ortaya çıkarmadan konuyu kapatayım en iyisi 🙂 ama 10 dakika da kısa bir süre gerçekten, helal olsun 🙂 haa unutmadan, Oldboy’un Hollywood yapımının yönetmeninin Spike Lee olacağı söyleniyormuş.. bu filmin çekimi de yılan hikayesine döndü, bitse de görsek nasıl bir şey çıkacak ortaya 🙂

“A Tale of Two Sisters” sık sık adını duyduğum, listemdeki filmlerden biriydi. psikolojik gerilim hastası olduğumu söylemiştim zaten.. forumlarda genellikle “hiçbir şey anlamadım, neler oluyor, nasıl film bu” gibi yorumlarla karşılaşsam da izlemekten vazgeçmedim ve kesinlikle bayıldım.. işte size başı sonu abartılmamış, saçma korku filmi öğeleriyle donatılmamış, Hollywood özentisi olmayan harika bir Güney Kore korku filmi..

 

film adından da belli olduğu gibi iki kız kardeşin öyküsünü anlatıyor aslında. kız kardeşler rollerinde Im Soo Jung ve Moon Geun Young var. abla Su mi (ISJ) bir akıl hastanesinde tedavi gördükten sonra evine döner. evde onu kız kardeşi Su Yeon, babası ve üvey annesi beklemektedir. Küçük kardeş içine kapanık, utangaç bir kız olduğu için ablası onu koruma görevini üstlenmiştir. üvey anne ise kızları pek sevmemekte, hatta Su Yeon’un kollarındaki yaralara bakılırsa dövmeye kalkmaktadır.. ve kadının bu olumsuz tavrı kızları çok kötü etkilemektedir..

 

kadın üstüne üstük kızların babalarına, kızlar eve geldikten sonra tuhaf şeylerin yaşanmaya başladığını söylemektedir. aslında kadın haksız da değildir. kapalı kapılar ardında  varlığı hissedilen bir hayalet evdekileri oldukça rahatsız etmektedir..

daha fazla bir şey anlatmayayım, bu filmi izleyip tadını doya doya çıkarın diyorum sadece.. zaten her şey bu anlattıklarımdan sonra başlıyor. yalnız tavsiyem filmi çok dikkatli izlemelisiniz, her replik ayrı bir anlam taşıyor filme dair.. bu arada filmin yönetmenini de ayrıca tebrik etmek istiyorum, serim düğüm çözüm bölümleri ancak bu kadar yerinde ve sırasıyla verilebilir izleyiciye.. tam kararında şaşırıyorsunuz yani, ne 1 dakika önce ne de 1 dakika sonra..

filmin bir de Hollywood yapımı var: the Uninvited. ben bunu izlemedim, birkaç kötü yorumla karşılaştığım için içimden izlemek gelmedi. My Sassy Girl’ün yeniden yapımını izlemiştim ve tüm komedi unsurlarını nasıl yok ettiklerini görüp üzülmüştüm. yine de merak edenler izlemeli, orijinalini de izlemiş olanlardan yorumları beklerim 🙂

son olarak filmin Japonya’daki tanıtımında Sertap Erener’in Here I Am şarkısı kullanılmış.. tabi yıl 2004.. Eurovision zaferimizden hemen sonra.. yine de çok hoş bir ayrıntı.. uzak doğu milletlerinin bizi biraz olsun tanıyıp sevebilmeleri hepimizin istediği bir şey.. son olarak herkese iyi seyirler diyorum. çok fazla yorum yapamadım, artık yorumları sizden bekliyorum 🙂

Reklamlar

yepyeni haberler^^ filmler, diziler, albümler…

karmakarışık bir yazı ile daha yine karşınızdayım sayın okuyucular.. gece gece yazmak geldi içimden. öncelikle en son izlemiş olduğum film olan “Finding Mr Destiny”den bahsetmek istiyorum biraz. son blog buluşmamızda sevgili La Fea hediye etmişti bana bu filmin Dvdsini. (Dvd’de North and South da var onu da izler izlemez anlatacağım)

bugüne kadar Gong Yoo’ya ait sadece “Coffee Prince”ı izlemiştim. orada kendisini ne kadar beğendiğimi de şu yazımda anlatmıştım .. ama bu filmde çook farklı bir Gong Yoo ile karşılaştım. şaşkın, sakar, hayatta bir türlü istediği yere gelememiş tatlı bir tipti. o gözlük, yana taranmış saçlar.. her hali izlettiriyor kendini ama sorun değil 🙂 fakat Im Soo Jung için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.. zaten çok güzel bir kadın değil, bu dizideki paçozluğuyla kendinden soğuttu beni iyice. o kahküller falan neydi ya.. bu kadar da olmaz dedirtti. ama rolü iyiydi.. hayatı olduğu gibi yaşama cesareti olmayan bir kızı canlandırıyordu. film, bu kızcağızın babası tarafından zorla Gong Yoo’nun yeni kurduğu “first love agency”ye götürülmesi ve yıllar önce Hindistan’da tanıştığı ilk aşkını araması başladı ve bu iki farklı karakter bir araya gelince komik olaylar çıktı ortaya..

Gong Yoo için izlenebilecek tatlı bir romantik komedi çıkmış ortaya kısacası.. son dönem Kore yapımlarından çok fazla sevdiğim bir film çıkmadı zaten. “Cyrano Agency” hariç.. gerçekten farklı güzel bir filmdi. onu da yazmalıyım bir ara..

ben yine bayağı bir geriden geliyorum ama Jung Yong Hwa ile Park Shin Hye’nin yeni dizisi “You Have Fallen For Me” de Cn Blue’nun tatlı mı tatlı bateristi Kang Min Hyuk da oynayacakmış, yeni öğrendim.. bu dizi izlenmez mi ya.. dört gözle bekliyorum!

vee yeni öğrendiğim bir haber daha! ödevler sınavlar derken biricik Ft Island’ımı çok ihmal etmişim. en son Hong Gi’nin twitter’ına attığı resmi görmüş, hayran olmuştum. Hong Gi- Won Bin yine yanyana, kolkola.. eski günlerdeki gibi..

yeni habere gelirsek, Ft Island’dan yepyeni bir Korece mini albüm çıkarıyormuş meğerse 😀 yuppiiiii!!!

en son Japonca bir albümlerinin çıkacağını duymuştum ama bu çocukların hızına da yetişilmiyor ki.. aah ah şöyle “sarang sarang sarang” gibi bir çıkış parçasıyla gelsinler, daha ne isterim ki.. neyse, albümün teaser’ı 20 Mayıs’ta geliyor, kendisi ise 24 Mayıs’ta.. albüm 5 şarkıdan oluşuyor yine:

1. HELLO HELLO
2. OH
3. SUNSHINE GIRL
4. 고백합니다
5. 널갖겠다

Jump Up” kadar güzel bir mini albüm bekliyorum ama hiçbir mini albümlerinin onun kadar güzel olamayacağını düşünüyorum malesef.. beşte beş nasıl bir şeydi o ya 🙂 “like a doll” yeterdi bir kere..

son olarak “Muscle Girl”ün 4. bölümü de yayınlanmış.. bu yoğunluğun içinde bu çocuk nasıl ardı ardına albüm çıkarabiliyor pes.. neyse, şu dizisi bitse de izlesek artık.. gözüm yollarda^^

%d blogcu bunu beğendi: