Blog Arşivleri

Muscle Girl: Hong Gi’den mini bir drama^^

selamlar^^ ben döndüm.. kısa bir memleket gezisinden sonra yine buradayım. temiz hava, bol güneş, akrabalar, dedikodular falan derken geçiverdi zaman.. döner dönmez ilk yaptığım şey Muscle Girl’ü izlemek oldu. malum uzun zamandır tamamlanmasını bekliyordum, sonunda izledim 🙂

Muscle Girl’e dizi demek abartı olur, kendisi bir mini drama. her bölümü 20 dakika olmak üzere toplam 10 bölüm. biraz kısa, nasıl bitti anlamadım. ama güzel, tadında bitmiş, Japon dizileri genelde böyle oluyor zaten, bir anda bitiveriyor. Muscle Girl hafif, eğlenceli bir dizi izlemek isteyenler için ideal.. ben oldukça eğlendim, hele 8. bölümde birden karşıma Oh Won Bin çıkınca gözlerime inanamadım, sevinçten dört köşe oldum 🙂 misafir olarak da olsa onu bir dizide görebilmek beni çok mutlu etti.. neyse ondan daha bahsedeceğim 🙂

dizi genel olarak bir anime tadındaydı. jestler, mimikler, karakterler animeden fırlamış gibiydi. bir yanda iyiler, diğer yanda kötüler.. kendimi Power Rangers izliyor gibi hissettim. ama Hong Gi’nin tatlı mimikleri olaya girince insan ne olursa olsun izliyor, sorun yok 🙂 önce dizinin konusundan bahsetmem lazımdı sanırım yine sondan girdim 🙂 neyse, Shiratori Güreş Salonu’nun sahibi ölür ve salon kızı Azusa’ya kalır. salonda bayan güreşçiler ve bir hakem çalışmaktadır ve salonun yüklü borcu bulunmaktadır. çok önemli maçlarının olduğu bir gün hakemleri arkasında bir istifa mektubu bırakarak ortadan kaybolur. hakemi aramaya çıkan Azusa Koreli popstar Ji Ho’yu (Hong Gi) hakeme benzeterek ona saldırır. onun aradığı hakem olmadığını öğrenince çocuktan o günlük hakemleri olmasını ister ve Ji Ho da kabul eder.. bu arada Ji Ho Japonya’ya arkasında bir not bırakıp kaybolan annesini aramaya gelmiştir. böylece olaylar gelişir.. buradan itibaren azıcık spoiler verebilirim.. izlemeyenler son paragrafa geçebilirler 🙂

işte Ji Ho ve hakem kıyafeti. çocuk hakemliği de benimseyiveriyor hemen, zaten Azusa ve güreşçi kızlar pek bir seviyor kendisini. Hong Gi sevilmez mi ama, o tatlı mimikleri, göz kırpması falan.. bu arada oyunculuğunu da bayağı geliştirmiş, You Are Beautiful’daki tatlı sevimli oğlan rolünün yanına burada duygusal, hüzünlü oğlan rolünü de katıvermiş, iyi olmuş iyi 🙂

bu kızlar da Ji Ho’yu bağırlarına basan güreşçi kızlarımız.. aslında onlar Ji Ho’yu Kimu sanıyorlar, Kimu Chige.. bu hikaye de oldukça komik, masada birden “ismin ne?” sorusuna maruz kalan Ji Ho, önündeki kimchi’yi görünce birden Kimu Chige deyiveriyor 🙂 sonra adı Kimu kalıyor işte.. tatlı Kimucuk bu kızcağızların her türlü sorununa koşuyor, adeta iyilik melekleri oluyor, dayak bile yiyor, hem de felaket.. Japon dizilerinin güzel bir yönü de jönleri mükemmel adam yapmaktan kaçınmaları bence, jön de dayak yer kardeşim olabilir yani 🙂 kısaca kızlar bu iyilik meleğine bayılıyorlar, hele de Azusa.. zavallıcık aşık oluyor Kimu’ya.. ama Kimu, saf mı desem aptal mı desem bilemiyorum yani bir türlü göremiyor bu kızın aşkını.. ya da aklı annesini bulmakla o kadar meşgul ki aşkla meşkle ilgilenmiyor.. keşke ilgilenseydi diyor insan ama, bence iyi olurdu..

bu sahne çok hoştu gerçekten.. burada Ji Ho Azusa’ya “annemi bulup hemen Kore’ye gideceğim” deyince kızın dünya başına yıkılıyor, bu cümle kulaklarında çınlayıp duruyor, ama Ji  Ho yine yine anlamıyor kızın duygularını.. Japon dizilerinde aşkın hep ikinci plana atılmasını protesto etmek istiyorum ben, klişe olmamak için böyle yapıyor olabilirler ama olmuyor kardeşim 🙂 bir de tamam dizi boyunca çocuk anlamadı diyelim, en azından dizinin sonunda bir aşk itirafı olsaydı, o da olmadı, Azusa platonik bir aşk yaşadı iki ay ve bitti. Ji Ho arkadaşım da arkadaşım diyerek bitirdi diziyi. Koreli senaristler için tasarladığım planları Japon meslektaşları için de düşünmeye başladım ona göre 🙂

vee Won Bin.. onu görmek bana ne kadar iyi geldi anlatamam.. bu çocuk yıllar geçtikçe daha da yakışıklı mı oluyor ne anlamadım, tek kelimeyle harikaydı.. dizinin 8. bölümünde Koreli star Si Won rolüyle çıktı karşımıza, Ji Ho’ya yardım etti. rolü kısaydı ama bana yetti, keşke güzel bir dizide görebilsem kendisini diye düşündüm.. aaah nerdeee..

8. bölümün sonuna doğru Ji Ho’ya bıraktığı mükemmel gülümsemesiyle rolünü tamamladı Won Bin. keşke daha çok kalsaydı, hatta o da oynasaydı dizide falan.. bir sürü keşke iste.. neyse bu güzel jesti de yeter, onu arada sırada bir yerlerde göreyim, gözden kaybolmasın da bu bana yeter..

Muscle Girl Hong Gi sevenler, onu ekranda görmek isteyenler için güzel bir armağan.. hafif, sıkmayan, eğlencelik bir dizi kısacası. bir de üstüne Won Bin var, izlenmeye değer diyorum ben. ayrıca dizinin şarkısını da Hong Gi söylüyor, yeteri kadar sebep var ortada değil mi 🙂 bu arada ben bu linkten indirdim bölümleri. izlemek isteyenler buyursunlar 🙂 son olarak dizinin müziğini paylaşıp yazımı tamamlıyorum. hepinize iyi seyirler^^

yepyeni haberler^^ filmler, diziler, albümler…

karmakarışık bir yazı ile daha yine karşınızdayım sayın okuyucular.. gece gece yazmak geldi içimden. öncelikle en son izlemiş olduğum film olan “Finding Mr Destiny”den bahsetmek istiyorum biraz. son blog buluşmamızda sevgili La Fea hediye etmişti bana bu filmin Dvdsini. (Dvd’de North and South da var onu da izler izlemez anlatacağım)

bugüne kadar Gong Yoo’ya ait sadece “Coffee Prince”ı izlemiştim. orada kendisini ne kadar beğendiğimi de şu yazımda anlatmıştım .. ama bu filmde çook farklı bir Gong Yoo ile karşılaştım. şaşkın, sakar, hayatta bir türlü istediği yere gelememiş tatlı bir tipti. o gözlük, yana taranmış saçlar.. her hali izlettiriyor kendini ama sorun değil 🙂 fakat Im Soo Jung için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.. zaten çok güzel bir kadın değil, bu dizideki paçozluğuyla kendinden soğuttu beni iyice. o kahküller falan neydi ya.. bu kadar da olmaz dedirtti. ama rolü iyiydi.. hayatı olduğu gibi yaşama cesareti olmayan bir kızı canlandırıyordu. film, bu kızcağızın babası tarafından zorla Gong Yoo’nun yeni kurduğu “first love agency”ye götürülmesi ve yıllar önce Hindistan’da tanıştığı ilk aşkını araması başladı ve bu iki farklı karakter bir araya gelince komik olaylar çıktı ortaya..

Gong Yoo için izlenebilecek tatlı bir romantik komedi çıkmış ortaya kısacası.. son dönem Kore yapımlarından çok fazla sevdiğim bir film çıkmadı zaten. “Cyrano Agency” hariç.. gerçekten farklı güzel bir filmdi. onu da yazmalıyım bir ara..

ben yine bayağı bir geriden geliyorum ama Jung Yong Hwa ile Park Shin Hye’nin yeni dizisi “You Have Fallen For Me” de Cn Blue’nun tatlı mı tatlı bateristi Kang Min Hyuk da oynayacakmış, yeni öğrendim.. bu dizi izlenmez mi ya.. dört gözle bekliyorum!

vee yeni öğrendiğim bir haber daha! ödevler sınavlar derken biricik Ft Island’ımı çok ihmal etmişim. en son Hong Gi’nin twitter’ına attığı resmi görmüş, hayran olmuştum. Hong Gi- Won Bin yine yanyana, kolkola.. eski günlerdeki gibi..

yeni habere gelirsek, Ft Island’dan yepyeni bir Korece mini albüm çıkarıyormuş meğerse 😀 yuppiiiii!!!

en son Japonca bir albümlerinin çıkacağını duymuştum ama bu çocukların hızına da yetişilmiyor ki.. aah ah şöyle “sarang sarang sarang” gibi bir çıkış parçasıyla gelsinler, daha ne isterim ki.. neyse, albümün teaser’ı 20 Mayıs’ta geliyor, kendisi ise 24 Mayıs’ta.. albüm 5 şarkıdan oluşuyor yine:

1. HELLO HELLO
2. OH
3. SUNSHINE GIRL
4. 고백합니다
5. 널갖겠다

Jump Up” kadar güzel bir mini albüm bekliyorum ama hiçbir mini albümlerinin onun kadar güzel olamayacağını düşünüyorum malesef.. beşte beş nasıl bir şeydi o ya 🙂 “like a doll” yeterdi bir kere..

son olarak “Muscle Girl”ün 4. bölümü de yayınlanmış.. bu yoğunluğun içinde bu çocuk nasıl ardı ardına albüm çıkarabiliyor pes.. neyse, şu dizisi bitse de izlesek artık.. gözüm yollarda^^

%d blogcu bunu beğendi: