Aylık arşivler: Şubat 2012

2011’den Geriye Kalanlar..

Selamlar^^ Yine yeni ve şahane bir mim yazısıyla daha bloğuma giriş yapmış bulunmaktayım 🙂 Sevgili Hikaru şu yazısında beni mimlemişti, ben de bu tembellikle anca yazabildim 🙂 Neyse başlamak bitirmenin yarısıdır diyor ve yazıya başlıyorum.. Öncelikle konumuz 2011’in enleri.. Bakalım geçen seneden aklımızda neler kalmış 🙂

Yılın Amerikan Dizisi: Çok fazla Amerikan dizisi takip ettiğimi söyleyemem aslında, ama bu yıl da severek izlediğim, her bölümünde katıla katıla güldüğüm “Two and a Half Men”i es geçemeyeceğim. Bu sezon Charlie öldüğü için dizinin tadı kaçar diye düşünmüştüm ama hiç öyle olmadı. Tabi bunda Ashton Kutcher‘ın payı büyük elbette 🙂 Öyle tatlı, saf, sempatik bir karakterle girdi ki diziye onu sevmemek mümkün değil..

Yılın Uzakdoğu Dizisi: Kesinlikle “Secret Garden”.. Oyunculuklar, konu, mekanlar, Hyun Bin, uri Oska.. Ve daha bir  sürü şey bu diziye bağımlı yapabilir insanı.. Bir de şarkıları yok mu? Oyy dinledikçe tekrar izleme isteği uyandırıyor insanda..

Yılın Amerikan Filmi: Bu sene iyi filmler çıktı gerçekten, şimdi düşündüğümde çoğu aklıma gelmiyor hatta.. Harry Potter, The Limitless, Pirates of the Caribbean, The Help gibi şahane filmlerdi hepsi de.. Tabi Super 8 gibi saçma sapan filmler de olmadı değil.. (Bu filme nasıl para verip de gittim hala anlamıyorum, yarısına kadar zor dayanmıştım:/ ) Ben yılın filmi olarak “Sherlock Holmes: A Game of Shadows“u seçiyorum. Konusu düşündüğüm kadar ilgi çekici olmasa da tam bir görsel şölendi bu film benim için.. Ortaçağ Avrupası’nı baştan sona gezmek, o gotik havayı tatmak istiyorsanız bu filmi kaçırmayın derim..

Yılın En İyi Erkek Oyuncusu: 2010 yılının en iyi erkek oyuncusundan bahsetseydik kesinlikle Leonardo Di Caprio derdim.. Shutter Island‘dan sonra Inception ile ona olan hayranlığın kat ve kat arttı.. Ama daha yakın dönemden bir aktör seçmem gerektiği için Asya kıtasına rotamı çevirip ödülümü Hyun Bin‘e veriyorum!! İşin aslı Hyun Bin’in seyrettiğim tek dizisi Secret Garden ama sadece orada bile beni kendisine hayran bırakmayı başardı.. Gel tezkeree!! diye bağırarak diğer kategoriye geçiyorum 🙂

Yılın En İyi Kadın Oyuncusu: Han Hyo Joo diyorum.. Only You‘daki oyunculuğuna bittim, üstelik de çok hoş hatun.. Tü tü maşallah 🙂 Shining Inheritance‘da her ne kadar beni deli etmiş olsa da ajusshimizin filminde kendisini affettirdi 🙂

Yılın Kitabı: Bu mim vasıtasıyla son zamanlarda okuduğum en güzel kitabı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kitap 2011 yılının değil ama o kadar güzel ki anlatmadan geçemeceğim.. Kate Ross imzalı Müzik Şeytanı‘nın konusu şöyle:

İtalya’da Como Gölü kıyısında, sislerle kaplı bir villada, İtalyan bir soylu beyefendi, genç bir İngiliz tenoru eğiterek sahnelere hazırlamaktadır. Villadaki kısa birliktelikleri, içlerinden birinin vahşice öldürülmesi ötekisinin de ortadan kaybolmasıyla sona erer.

Ve sahneye, Kate Ross’un ünlü dedektif karakteri Julian Kestrel girer. Eskiden kapkaççılık yapan yardımcısı Dipper ile Avrupa turu yapan Julian Kestrel, bu cinayet olayı ile yakından ilgilenir. Şüpheliler arasında eşini aşığıyla terk etmiş bir kadın, İtalya’daki Avusturya yanlısı yetkililere tepki duyan liberal bir soylu, alaycı bir Fransız beyefendi ve Kestrel’in düşlerini de süsleyen güzel ve çekici bir kadın bulunmaktadır. Kestrel kendisini kısa bir sürede, Avusturya karşıtı gizli Carbonari ajanları ve onların karşısında duran Avusturya polislerinin arasında bulur. Fakat tüm bu anlaşılmaz olayların ortasında, yalnızca ‘Orfeo’ olarak bilinen gizemli bir tenor bulunmaktadır. Orfeo gizli bir ajan mıydı? Gözüpek bir serüven tutkunu muydu? Yoksa kıskanç bir aşık mı?

(Alıntı: http://www.idefix.com)

Kısaca bu kitap okuduğum en iyi dedektif romanlarından biri, üstelik de anlattığı dönemi harika bir biçimde betimliyor.. Şatolar , derebeyleri, tenorlar.. Uff uf 🙂

Vazgeçilmezler: Benim için bu yılın ilk vazgeçilmezi bilin nedir? Tabii ki Ft Island!! 2011 yılında da onları dinlemekten vazgeçmedim, onlar da kaliteli müzik yapmaktan vazgeçmediler.. Özellikle Return albümleri ve o albümün çıkış parçası Hello Hello bu yılın favorisiydi benim için.. Kısaca Lee Hong Gi denen kadife sesli varlık bu sene de ağrılarımı dindirdi, dertlerime ortak oldu falan filan işte 🙂 Tatlı şey^^

– Bu senenin vazgeçilmez aktörü de Lee Dong Wook oldu benim için.. “Scent of a Woman”ı daha yeni izledim ve diziyi, Wookie’yi, tatlı karakterini çok sevdim. Bu adam daha uzun yıllar vazgeçilmezim olacak biliyorum..

-Kitap dünyasının vazgeçilmezi de yine Joanne Harris oldu benim için.. En son “Kıyıdakiler” isimli kitabını aldım ve okumak için sabırsızlanıyorum.. En sevdiğim kitabı olan “Beş Dilim Portakal” yazım için buyrunuz..

Profesyonel isimli şahane tiyatro oyunu 2011’de de tek favorim oldu.. Bu oyunu defalarca kez izledim ve her izlememde aynı zevki aldım.. Açılay gibi: “Oyunculuğuna, yüreğine, mizahına sağlık Bülent Emin Yarar ve Yetkin Dikinciler” demek istiyorum.. Ayrıca oyunun yazarı Duşan Kovaçeviç‘in “Bir İntiharın Genel Provası” isimli oyunu da en az Profesyonel kadar güzeldi, tavsiyemdir..

Tutunamayanlar: Tutunamayanlar konusunda Hikaru ile birebir aynı fikirlere sahibim. “Heartstrings” benim için yılın tutunamayanıydı. Haremimin ilk 3’ünde olan, bi tanecik Yong Hwa için anca izleyebildim, böyle acemi, böyle amatör bir senaryo ile daha önce çok az karşılaşmıştım.. Neyse sıradaki dizisi böyle olmayacak, ben inanıyorum 🙂

 “Flower Boy Ramyun Shop” da benim için pek tutunamayanlardan oldu.. Her türlü sosyal paylaşım sitesindeki ölümüne övgülerden sonra izlemeye başladığım için böyle düşünüyor olabilirim. İlk 6-7 bölümü oldukça iyiydi ama sonrası beni çok sıktı, oyuncular için izlenir ama.. Hele direk oyy direk 🙂

Benden bu kadar.. Birkaç gün sonra Mart ayına gireceğimiz için bu mimi burada sonlandırıyorum, artık 2012 yılının unutulmazlarına odaklanalım değil mi 🙂 Umarım sıkmamışımdır, herkese mutlu günler diliyorum..

Reklamlar

You are My Pet: Beslenir ki Buu:)

Gözlerimizi kapatıp hayal ediyoruz sayın okurlar: Okuldan ya da işten gelmişiz, yorgunluktan gebermek üzereyiz, metrobüs çilesinin etkisi daha üzerimizden gitmemiş o kadar yani.. Elimiz kolumuz dolu kapıyı bir açıyoruz ki evcil hayvanımız koşarak bize sarılıyor. Ve bu evcil hayvan dünyalar şekeri Jang Geuk Suk!!! Onu dizinize yatırıyoruz, saçlarını yıkıyoruz, sabah bir kalkıyoruz ki başucumuzda ve hiçbir sözümüzden çıkmıyor üstelik! Oo my Goddd 🙂

İşte böyle ilginç bir konuya sahip “You are My Pet”. Aslı Japonlara ait olan “Kimi Wa Petto”. Buna hiç şaşırmadım, nerede tuhaf, hiç duyulmamış bir fikir varsa Japonlara ait oluyor zaten 🙂

Biraz daha detay verirsem, Ji Eun Yi güzel, havalı, parlak bir kariyeri olan, kısaca mükemmel bir kadın.. Ama erkekler onun bu kadar mükemmel olmasına katlanamadıkları için onunla uzun süreli bir ilişki yaşayamıyorlar ve kızımız da kariyeriyle baş başa yaşamak zorunda kalıyor.. Taa ki In Ho hayatına girene kadar. Ünlü bir balet olan Kang In Ho evsiz kalınca bir arkadaşı onu ablasının evine götürüyor üstelik de 6 aylık parasını alıp kaçıyor. Ve yalnızlık bunalımını atlatmaya çalışan Eun Yi onun evinde kalmasına bir şartla izin veriyor: Evcil hayvanı olursa.. Tabi In Ho da bunu seve seve kabul ediyor..

Bu tatlı mı tatlı filmi izlemek isteyenler şu linkten indirebilirler.. İyi seyirler^^

SPOILER!!!

Jang Geun Suk’un en şirin olduğu filmi kesinlikle You are My Pet.. Havalı popstar, rahat indie band solisti, çapkın ergen veledi rollerinden sonra bu kadar şirin bir rol farklı olmuş gerçekten. Filmin fragmanlarından In Ho’nun nasıl bir karakter olacağını anlamıştım ama o kıyafetleri, saçları, tokaları.. Gerçek bir “pet” gibiydi işin aslı. Dans etmek de çok yakışmış bu arada, böyle narin bir çocuğa da en çok balet olmak yakışırdı zaten 🙂

Kim Ha Neul içinse en başta şunu söyleyebilirim, kadın zamanı tersine akıtıyor.. Yıllar önce çektiği filmi “Ditto”da bu filminden en az bir 10 yaş yaşlı gösteriyordu. Bu filmde hatun bir afetti ama, ses tonu da nasıl güzel.. Oyunculuğuna zaten lafım yok, kadın işi biliyor beyler..

Filmin bütün tanıtımlarına, basın toplantılarına en önden katılan Ft Island lideri Choi Jong Hoon‘un filmdeki o 10 saniyelik rolü beni şoke etti!! Bu kadar mini minnacık bir rol için mi çocuğu bütün tanıtımlarda çanta gibi yanınızda taşıdınız sayın yapım şirketi?? Çocuğun yüzünü göremeden film bitti 🙂 (Bu arada o 10 saniyeyi kaçıranlar için hatırlatayım, In Ho’dan 6 aylık kirayı alıp kaçan çocuktu üyemiz, Eun Yi’nin kardeşiydi yani..)

Sevdiğim sahnelerden bahsedersek:

-Saç yıkama sahneleri çok güzeldi 🙂 Eun Yi’nin utanıp çocuğun saçlarını güneş gözlüğüyle yıkaması beni çok güldürdü.. Hatun her yerde tikiliğini konuşturuyor 🙂 Bir de kafası bozukken tatlı In Ho’yu zorla banyoya sokması neydi yaa 🙂 Hayvan haklarına aykırı bu ama, yazık kuzuya 🙂

-Jang’dan iyi bir dansçı olurmuş, bunu gördük bu dizide. Evde tek başına dans ettiği sahne çok güzeldi. Kadın işten geldiğinde bu sahneyle karşılaştı işte: Evinin salonunda uri Geun Suk dans ediyor woaaa!! İçimdeki ergen gir hemen içeri! 🙂 Hehe nerde kalmıştık, ne güzel dans ediyordu fıstık, sonra kadını da kollarının arasına aldı vee çatt!! O zayıfcacık kollarıyla kadının belini incitti şaşkın 🙂

-İklinin yerlerde tepiştikleri sahneler de çok komikti 🙂 Gerçek bir köpek – sahip gibiydiler. Ama hoşlandığı sunbae aradığında nasıl da değişiyordu bizim kız:

Adam: Ne yapıyorsun?

Kız: Gazete okuyorum!!

Yok yeaa, bizim Sukkimize işkenceler ediyordun bi kere yalancııı 🙂

-Bu çocukta şeytan tüyü olduğunu zaten biliyordum da bu filmde de o tüy kendini gösterdi. Eun Yi taş gibi sunbae’siyle başbaşa kalıyor, adam “Caangg!!” diye cebinden bir kutu çıkarıp kıza yüzük uzatıyor.. Kızsa burada sevinçten bayılacağına evinde bıraktığı “pet”ini düşünüyor, o hasta diye abuk subuk şeyler hayal ediyor ve koşa koşa eve dönüyor!! Bu çocuk insana her şeyi yaptırır yaa 🙂

-Çok da komik bir kavga sahnesi vardı filmde. Meşhur sunbae ile In Ho kavga etmeye çalışıyorlar ama tam bir komedi ortaya çıkıyor 🙂 İki insan ancak bu kadar kavga edemez 🙂 Bir ara birbirlerinin saçlarına yapışacaklar sandım, Sukkie’nin saçları da çok uzun ayy yok yok saçlardan uzak dursunlar 🙂

-Jang’ın güzel sesini de duydum ya bu filmde benden mutlusu yok 🙂 “İlk defa şarkıcı değil, şarkı söylemeyecek mi şimdi?” diye düşünüyordum ki kadife seslimiz bizi üzmedi ve güzel şarkılarıyla filme ayrı bir tat kattı.. Buyrun dinleyin, kulaklarınızın pası silinsin 🙂 Bir alttaki şarkıyı Kim Ha Neul ile birlikte söylemişler. Çok güzel 🙂

Gitmeden önce hepinize Sukkie kadar tatlı bir ev arkadaşı diliyorum, pet demeye dilim gitmedi şimdi 🙂

Haremimin Gözdeleri^^

An itibariyle tatlı cadı Oh Yoon Joo tarafından mimlenmiş bulunmaktayım 🙂 Hem de bayıldığımız bir konuda! Konumuz haremimizdeki oppalar.. Haremimizin kapılarını sonuna kadar açıp halka arz edeceğiz yani, ama.. 10 kişi kontenjanı var maalesef 😦 Bu kural iyi olmuş aslında, yoksa bu yazı sabaha kadar bitmezdi aman aman 🙂 Hazırsanız başlıyoruz!

1- Jang Geun Suk

Bence bu çocukta kesinlikle şeytan tüyü var, yoksa o şekilden şekile soktuğu saçlarıyla, insanı deli edecek kadar feminen kıyafetleriyle bu kadar hayran olunmak akıl kârı değil 🙂 Ama gerçek bu napalım, bir dizide ya da filmde sadece yoldan geçmesi bile konusuna bakmadan o filmi izlemem için yeterli.. Öyle bir fıstık işte Jang Geun Suk 🙂

Kuzuyla ilk Do Re Mi Fa Sol La Si Do‘da tanıştım ve pek de ilgimi çekmedi. Sonra Baby and Me‘de “Hımm iyi çocukmuş!” dedim. Ama You are Beautiful‘da kalbimi tamamen çalmayı başardı. Çünkü ne kadar yetenekli olduğunu da göstermiş oldu. “Bebek yüzlüyüm ama gıcık ukala birini de hakkıyla canlandırırım” dedi hepimize..

O zaman son olarak Fighting Asia Prince diyorum kendisine 🙂

2- Lee Min Hoo

Eminim her Kore severin ilk üçüne oynuyordur Lee Min Hoo, hatta çoğumuzu Kore sever yapan şahsiyettir kendisi.. Ama ne yapalım, insan hem yakışıklı, hem yetenekli, hem uzun, hem de kaslı olursa olacağı bu işte 🙂

Herkes gibi ben de Lee Min Ho ile Boys Over Flowers‘ta tanıştım ve bayıldım bittim.. O kıvırcık salata halleriyle bile insanı mest etmeyi başardı kuzu. Sonra Personal Taste‘de asıl afet olabilme potansiyelini ortaya koydu. O dizideki hallerini hala unutamıyorum 🙂 Ve son olarak City Hunter‘da da yeteneğini konuşturdu, saçları her ne kadar hallyu olduğu için beni dellendirse de ona her şey yakışır diyor ödülünü takdim ediyorum 🙂

3- Jung Yong Hwa

Bu çocuğu ne kadar sevdiğimi hikayemi okuyanlar bilir, onun olduğu kısımları yazarken ipin ucunu kaçırıp kendi hissetiklerimi falan yazmaya başlıyorum çünkü 🙂 Yong Hwa benim için her zaman mükemmel erkek olarak kalacak sanırım 🙂

You are Beautiful‘daki Kang Shin Woo karakterini herkes benim gibi çok sevmiştir eminim, sevilmemesi imkansız derecede nazik, iyi, yardımsever birini oynamıştı çünkü kendisi.. Orada tüm hayranlığı üzerine çekmeyi başardı.. Sonra Heartstrings‘te o etkiyi bırakamadı maalesef, donuk, sıradan bir karakterdi Lee Shin. Yine de Shin Woo’nun ve güzel sesinin hatrına haremimin gözdesisin Yong Hwa-ssi 🙂

4- Lee Hong Gi

Sıra geldi benim kadife sesli kuzumaa.. Başım ağrıdığında ağrı kesicim olduğu için, üzgün olduğumda sesiyle huzur bulduğum için, şarkılarını söylemekle yetinmeyip yaşadığı, dinleyenlerine de yaşattığı için seviyorum onu.. Sesine ve şarkıcılığına aşığım aslında.. Yoksa oppa olmak için çok fazla bir özelliğe sahip değil kendisi. Uzun değil, kaslı değil, dans etmiyor, soyunmuyor vs.. Ama insanın onu sevmesi için bir kez canlı performansını dinlemesi yeterli. Anlatmakla olmaz dinleyin diyorum sadece..

5- Lee Dong Wook

Daha dün Scent of a Woman‘ı izlediğim için pek de objektif şeyler yazamayacağım şu an sanırım 🙂 Romantik, nazik, düşünceli oppa karakteri ancak bu kadar güzel yerine getirilebilir.. My Girl benim ilk romantik komedi dizimdi, orada kendisini ne kadar sevdiğimi söylememe gerek bile yok.. Ama SOAW’da ayrı bir havası vardı, başka yönlerden vurdu beni yani.. Ayrıca askerlik yaramış kuzuya, duş sahnesi mi böyle düşünmeme neden oldu bilmiyorum ama askerlik sonrası  daha bir hoş olmuş sanki 🙂

6- Bae Yong Joon

Ahh gece yarısı saati kurup yarı uykulu gözlerle izlediğim tek insandır kendisi. Winter Sonata’nın tatlı Min Hyung’u, o günlerde taktığım lakabıyla Koreli Kıvanç’ım benim 🙂 Yerin ayrıdır, dolmaz da.. Ama neden dizi çekmiyorsun diye çemkirmek istiyorum sana!! Dream High’ın 4 bölümünde oynadın sonra yine ortadan kayboldun! Bence en acilinden uzuuun ve güzel bir diziyle dönüş yapman lazım.. İnsanlar ajusshi görsün yau 🙂

7- Kim Hyun Joong

Şu an çoğu kişi “Neden amaa?” der gözlerle bakıyor yazıya biliyorum ama ne yapayım elimde değil 😦 Çocuk gerçekten çook tatlı yaa, biraz çabalasa iyi bir oyuncu olma potansiyeli de var onda biliyorum. BOF’taki rolü zaten soğuk nevale anormal çocuk rolüydü, Playful Kiss’te de aynı saçma sapan bir karaktere büründü. Şöyle güzel bir romantik komedide durumu kurtaracağına inanıyorum ben.. Zaten pek bir sesi yok müzik piyasasında fazla dayanamaz. Umarım güzel bir diziyle sahalara döner de kaybettiği karizmasını kurtarır. Bu boya, posa, kasa yazık ama değil mi 🙂

8- Lee Seung Gi

Çoğu kişi My Girlfriend is a Gumiho‘da da sevmiştir kendisini ama benim için her zaman şımarık Hwan olarak kalacak bu kuzu. Oradaki karakterini o kadar sevmiştim ki hala adı geçtiğinde hemen oradaki halleri geliyor aklıma. Bir insanın yavaş yavaş nasıl dönüşebileceğini gösteren en güzel örneklerden biriydi kendisi.. O soğuk nevale kız için yaptıkları, gözyaşları falan ayy..

Bir de yanaklı bu çocuk yaa 🙂 Daha ilk gördüğümde “Ayy tombiş yanaklı buu!!” demiştim, hala geyiği dönüyor onu her gördüğümüzde 🙂 Tatlı, şirin oppa kategorisinde ilk sıralarda Lee Seung Gi 🙂

9- Kwon Sang Woo

Ahh ah evli mutlu çocuklu olsa da oppa kategorisinden asla çıkamayan güzel insan Kwon Sang Woo.. Gamzeleri yeter dedirtiyor insana her gördüğünde.. Hem yakışıklı hem yetenekli üstüne üstük.. Dizileri kadar filmleri de çok başarılı.. Üstelik de başkaları gibi tembellik yapmıyor, tüm dizilerini izleyemedim ben mesela, iyi çalışmış valla 🙂 Onca filmini dizisini izledim ama benim o  için hala Stairway To Heaven‘ın Song Joo oppası.. Hep de öyle kalacak sanırım 🙂

10- So Ji Sub

Ahh Misa’mın Moo Hyuk ajusshisi, karakteriyle beni günlerce ağlatmayı başaran, oyunculuk konusunda sınır tanımayan, öyle ki karakterini oynamayan yaşayan ajusshim So Ji Sub.. Şu yazımda So Ji’nin üzerimdeki etkilerinden bahsetmiştim zaten başka bir şey söylememe yok bence.. Yalnızz.. Hep üzülen, acı çeken, fedakar ajusshi olması beni biraz isyan ettirdi. Yazık değil mi kuzuya yaa, bir kere de kötü adam olsun mesela, kendini beğenmiş topstar olsun! Iyy kendi söylediğime kendim inanamadım olmaz yaa ben onu böyle seviyorum, nasıl Takeshi hep romantik olmalı o da öyle işte.. Ji Sub-ssi aynen yola devam, fighting!!

Sıra geldi mimin paslanmasına..  The mim goes tooo Secret and Sevgili Günlük şak şak şak!!! Kolay gelsin bacılar, harem kuran elleriniz dert görmesin 🙂

 

 

Only You: Sadece Sen Mi Be Ajusshi??

Selamlarr^^ Evet sonunda “Only You”yu izledim ben de 🙂 Bu sene beklediğim iki film vardı zaten. Biri “You are My Pet”, diğeri de “Only You”.. Malum Jang Geun Suk ve So Ji Sub kuzuları başrollerde, e izlemeyip de ne yapacağız şimdi 🙂

Önce filmin konusundan bahsedeyim sonra yorumlara geçerim.. Chul Min yani uri Ji Sub eski bir boksördür. Şimdilerde bir otoparkta bekçilik yapmaktadır. İnsanlarla fazla bir iletişim kurmamakta, karanlık geçmişine takılı kaldığı için kendi halinde yaşamaktadır.. Jung Hwa (Han Hyo Joo) ise Chul Min’in tam tersine hayat dolu, neşeli bir kızcağızdır. Fakat kendisi 4 yıl önce geçirdiği bir trafik kazası yüzünden kör olmuştur. Bu ikili tanışacak ve bir anda hayatlarının tüm seyri değişecektir..

Son olarak filmi şu linkten indirdim. Herkese iyi seyirler 🙂

!!!SPOILER!!!

Öncelikle yazımın başlığımı açıklayayım..” Sadece sen mi be ajusshi” şeklindeki serzenişim hem Ji Sub’a hem de ona hep böyle roller yazan senaristlere.. Yau bu adamcağız hep sevdiği kız için fedakarlık yapan, acı çeken, ağlayan ajusshi olmak zorunda?? Tamam romantik erkek rollerini hakkıyla yerine getiriyor orası ayrı ama hep ona hüsran hep ona hasret aaa!!! Neyse daha fazla sinirlenmeden konuyu değiştireyim ben.. Ama bu mesele kapanmayacak 🙂

Filmin ilk yarısı çok tatlıydı. İkilinin dizi izledikleri sahneler, sonra Chul Min’in o sonsuza uzanan merdivenler boyunca kızı sırtında taşıması!! Burası gerçekten filmin en tatlı kısmıydı herhalde.. Adam boşuna kas yapmamış ama yaa onların hakkını verdi bu sahne ile 🙂 Hele kızın o şerefsiz patronunu patakladığı sahne yok mu uuu eridim bittim yaa!! O ne güzel bir sevgi, ne güzel bir sahiplenişti öyle.. Sonra ikilinin sevgili oldukları, aynı evde yaşadıkları kısımları falan suratımda kocaman bi gülümseme ile izledim.. Çocuk masaların sivri yerlerini zımparaladı, kapı eşiklerini çıkarttı kız için, böyle bir erkek var olabilir mi yaa?? Bu düşünceli tatlı halleri bana Moo Hyuk’u hatırlattı elimde olmadan.. O da yetimdi, o da hayatının bir döneminde kötü şeyler yapmak zorunda kalmıştı, o da hayattan soyutlamıştı kendisini falan filan.. Her şeye rağmen ikili ne güzel bir aşk yaşıyorlardı, taa ki Jung Hwa ameliyat olana kadar..

Zaten film boyunca “Aman bu çocuklar ayrılacak, aman kesin çocuğa şurada bir şey olacak” stresini yaşıyorken Chul Min’in Tayvan’a gönderilmesiyle endişelerimin haklı olduğu ortaya çıktı.. Henüz birkaç Kore filmi izlemiş olan ablam “Bu film Türk filmleri gibi yaa çocuk ölecek sonunda görürsün” deyip durdu bir de yanımda:/ Halimi düşünün 🙂

Chul Min ile o lanet boksörün dövüştükleri sahnenin tek bir karesine bile bakamadım.. Old Boy’daki diş sökme sahnelerini bile izleyen ben Ji Sub’un yerden yere vurulduğu sahneleri izleyemedim 😦 Bir de yönetmenin sağ gösterip sol vurmasına ne demeli? Çocuk hakkıyla kazandı maçı işte, kavuştursana artık kuzuları? Yok yani dram hat safhaya ulaşsın, biz ağlayalım istiyor adamlar anladım ben.. Filmin sonu gerçekten hayal kırıklığına uğrattı beni..

Bir kez daha fark ettiğim bir şeyi de yazmadan geçmeyeyim, Han Hyo Joo ne güzel bir kadındır öyle yaa, bu filmde hele nasıl doğaldı, hep gülümsüyordu bir de.. Kadın on numara gerçekten.. Gelelim şu evlilik meselesine.. Şu an yazımı okuyanlar editlenmiş halini okuyorlar bildireyim şimdiden 🙂 Ben Jung Hwa “evliyim” dediğinde gerçekten evlenmiş olabileceğini düşünmüştüm çünkü o iş arkadaşıyla evli bir çift imajı vermişlerdi bana. Ama daha sonra Makino’dan öğrendiğim kadarıyla kız evli değilmiş, sadece “kalbim dolu” anlamında söylemiş o sözü. Böylesi çok güzel oldu, diğer türlü çok buruk bir son olacaktı benim için.. Aklımdaki tüm soru işaretleri yok oldu 🙂 (Yalnız filmin sonunda Chul Min dilsiz mi kaldı? Ben buna inanmak istemiyorum ki TT 😦 En son bi saranghae dedi ama muhtemelen içinden söylemişti onu da..)

Vee So Ji’nin dövüş sahnelerinden bahsetmeden de gitmeyeyim.. Çocuk deli kas yapmış yaa, öyle böyle değil.. Bütün dövmelerini ayrı ayrı inceleyebilirsiniz, bu film bi fırsat gençler 🙂 Hele de Tayvan’daki dövüş sahnesinde benim gibi gözlerinizi kapatmazsanız 🙂 Film arşivde dursun kısaca döndürüp döndürüp izlenir o antrenmanlar falan 🙂

Sonuç olarak acil So Ji Sub’un romantik komedi tarzında bir dizisini ya da filmini izlemeliyim yoksa bu filmin etkisinden kurtulamayacağım sanırım 🙂 Yazımı bitirmeden filmin posterlerinden fragmanlarına, basın toplantılarından film festivallerine kadar her şekilde güzel yazılarıyla bizi bilgilendiren, güldüren, düşündüren Makinosev‘e buradan teşekkür etmek istiyorum.. Sağ ol var ol 🙂 Herkese iyi günler diliyorum.. Çalgaaa^^

 

Ft Island’dan Yeni Albüm: Grown Up..

Bloğa uğramaya uğramaya yolunu unutmuşum yaa bu ne tembellik 🙂 Çok film izliyorum ama bi türlü yazmaya elim gitmiyor iyice üşengeç oldum çıktım.. Ama Ft Island’ın yeni albümünden bahsetmesem olmazdı şimdi.. O kadar abartmayayım dedim ve oturdum bilgisayar başına 🙂

Ft Island’ın 4. mini albümünün ismi “Grown Up“. Albüm 4 şarkıdan oluşuyor:

 1- Severely

2- Even Had a Lost Friend

3- I am a Foolish Person

4- Grown Man

5- We Hope Become Lovers 

Grup ilk kliplerini de Severely parçasına çekti. Dizi tadındaki uzun klibimiz için buyrunuz 🙂

Klibi beğendim ben. JYJ’nin daha birkaç ay önce yayınlamış olduğu “In Heaven” klibini anımsattı bana. Yönetmen o klipten esinlenmiş sanırım.. Hong Gi de dizi oyunculuğundan gelen tecrübesiyle döktürmüş, ağladığı sahneler falan güzeldi.. Ama Jae Jin’i göremedim  klipte, şarkıyı da sadece Hong Gi söylüyordu.. Jae Jin’in eksikliği her ne kadar hissedilse de Severely çok güzel şarkı..

Yalnızz.. Hong Gi kuzum o saç nedir yaa:/ Bu da mı gol değil diyeceğim o olacak şimdi! Yaa nerede tuhaf bi saç modeli var bu çocuk koşa koşa gidip onu yaptırıyor! Grubun diğer elemanları gayet normal saçlarla takılırken bizimki her seferinde kendisini aşıyor.. Neyse billur sesinin hatrına susuyorum, sana her şey yakışır diyor ve konuyu kapatıyorum 🙂

Albümü indirmek isteyenler şu linkten indirebilirler.. Kuzuyu canlı dinlemek isteyenlerse buyrunuz.. İyi eğlenceler^^

 

%d blogcu bunu beğendi: